ANASAYFA

Jamelao yaşama veda etti

■ Kültür Servisi - j1Brezilyalı sambacı Jose Bispo Clementino dos Santos, bilinen adıyla Jamelao 95 yaşında yaşama veda etti. Başarılarla dolu sanat yaşamına 20 albümü sığdıran Jamelao, Rio de Jeneiro’nun en gelenekçi ve tanınmış samba okullarından biri olan Mangueira’dandı. (BBC)

 

j2     

j3

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

KÜBA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİNİN BASIN AÇIKLAMASI

 

Küba, İzmir Enternasyonal Fuarına Şeref Konuğu ülke olarak katılacaktır

 

Küba, 77. si gerçekleştirilen 2008 İzmir Enternasyonal Fuarına Şeref Konuğu ülke olarak katılacaktır. 1993’den bugüne değin Küba’nın katılımı bu etkinlikte oldukça etkin olmuştur, bazen ürünlerimizi sergilemek üzere bazen de sadece katılımcı olarak, ama bu sefer 25’e yakın işadamı ve yetkilinin hazır bulunacağı fuarın kültür parkında 100 m2’lik bir standımız olacaktır.

 

Özellikle son 4 yıldır, küçük adamız, uzaklığına ve kısıtlı ekonomik kaynaklarına rağmen, müteavazi ama etkin bir katılım sergilemiş bulunmaktadır ve hiç şüphe yoktur ki; katılımımız hem İzmir halkı hem de yetkilileri tarafından çok büyük sempati ve neşeyle karşılanmıştır.

 

2007’de Küba’nın bu fuara katılımı çok olumlu bir bilanço çıkartmıştır; puro, rom, kavrulmuş ve çekilmiş kahve gibi artık Türk pazarında yer alan bazı ürünlerin ihracatını garanti etmek üzere çok verimli sonuçlar vermiş, hatta tropikal meyve suları, ilaç ve biyoteknolojik ürünler de olmak üzere diğer sektörlerdeki mevcut potansiyalin tanınması için de etkili olmuştur.

 

Adanın, Latin Amerika’nın diğer pazarlarına erişim kapısını teşkil ettiği düşünülerek, ikili ekonomik ilişkiler Türk ve Kübalı yetkililerce çok büyük önemle değerlendirilmektedir. 2007 yılında Türkiye Devlet İstatistik Enstitüsünün rakamlarına göre, ikili ticaret hacmi 33,6 milyon dolara erişmiştir, bu rakamda 1996’da elde edilen 10,1 milyon dolarlık tarihi rekorun ve 2006 rakamlarının üç katı anlamına gelmektedir.

 

Aynı zamanda, Karayiplerdeki adamız, Türk turistlerin Karayipler’deki başlıca turizm destinasyonudur, böylelikle de; yılda 6000 civarında Türk turist ülkemizi ziyaret etmektedir. İzmir, Küba turizmi için çok önemli bir yere sahip üçün büyük kentidir, bu sebepten ötürü de; Küba Turizm Bakanlığı, konuyla ilgilenen kişilere ve ziyaretçilere Adanın turistik destinasyonları hakkında detaylı bilgi verecek bir heyetle yer alacaktır.

 

Fuarda yer alacak Kübalı şirketler arasında, meşhur Küba purosu ihracatçısı Habanos S. A., leziz rom ihracatçısı Havana Club International bulunmaktadır, her ikisi de Türkiye’deki distribütörleri tarafından temsil edileceklerdir. Ayrıca, Havana Şehrinin bilim merkezlerinden bir heyet, ecza ve kozmetik endüstrileri için ince alkol ihracatçısı Alfiscsa Şirketi ve bira üreticis Bucanero İhracat firmaları, tropikal meyvesuları ihracatçısı Rio Zaza Gıda firması, ayrıca bal ve çekilmiş ve kavrulmuş kahve ihracatçısı Cubaexport firması gibi Kübalı ihracat firmalarından geniş bir grubun temsil edileceği Küba İhracatı Geliştirme Merkezi (CEPEC) de yer alacaktır. Aynı şekilde, Tecnotex, Maquimport ve Havana Şehir Tarihçisi ticari ofisleri gibi Türk ihracatçılarının ve sanayicilerinin sundukları imkanları yakından tanımak isteyen Kübalı ithalat şirketlerinden bazılarıda katılımcı heyet içerisinde yer almaktadır.

 

 T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve İzmir şehri yetkilileriyle görüşmelerin yanı sıra İzmir ve İstanbul Ticaret Odaları üyeleri ve Kübalı şirketler arasında gerçekleştirilecek toplantılar da yer alarak Küba Dış Ticaret Birinci Bakan Yardımcısı Antonio Carricarte Carmona, Kübalı heyete başkanlık edecektir. Resmi heyet üyeleri arasında, Dış Ticaret Bakanlığı Ticari Siyaset Daire Başkanı Felix Loaces, Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal ve Ticaret Müsteşarı Jorge Crespo da yer almaktadır.

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Türk Lider Mustafa Kemal Atatürk’ün Havana’da heykelinin açılışı yapıldı

 

l1

Bu Perşembe günü, Havana’nın tarihi semtindeki Puerto Caddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Haydar Berk, Türkiye’nin Küba Büyükelçisi Bayan Şanıvar Kızıldeli, Havana Tarihçisi Dr. Eusebio Leal Spengler, Küba Dışişleri Bakanlığı ve Küba Halklarla Dostluk Kurumu ve Havana Şehri Halk Gücü Eyalet Meclisi mensupları ile Küba’ya akredite Diplomatik Misyonlar erkanının katılımıyla gerçekleştirilen bir merasim ile, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” çağırısını beynelmilelleştiren büyük Türk Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelinin açılışı yapıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı açılış sırasında yapmış olduğu konuşmada, bu heykelin Türk ve Küba Halkları arasındaki dostluğun ve sevginin bir sembolü olarak iki ülkenin gelecekteki jenerasyonları için bir ilham olacağını ifade etti ve  Atatürk’ün, José Martí ve Fidel Castro’nun idealleriyle örtüşen Atatürk’ün bağımsızlık kavramı hakkında bilgi verdi.

l2
 “Analitik düşüncesi, birleştirici gücü, realist görüşü, halkçı ve devrimci mentalitesi,  onu, yaptığı büyük değişiklik programları vasıtasıyla gerçek milli güveni edinmiş,  tarihimizdeki girişimcilerin ve daha ilerici  eylemlerin yapımcılarından biri haline getirmiştir”. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, “katılımcıları yaratmaya yönelik insani öğretim sistemi ile toleranssız ve adaletten mahrum kalan tüm uluslarca gerçekleştirilen katkılara imanan” Atatürk’ün medeniyet görüşünü bir kez daha

belirtti.l3

Türkiye’nin Küba’daki Büyükelçisi Bayan Şanıvar Kızıldeli, heykelinin, büyük liderin en hoşlandığı şey olan denize nazır bir yerde bulunması için mümkün olan her olanağın gerçekleştirilmesinde katkısı olan herkeze teşekkür etti ve “Havana’da bulunmaktan Atatürk’ün çok mutlu olacağından eminim, şeklinde ifadede bulundu.

Dr. Eusebio Leal, en iyi insanlık idealini oluşturmaya yardımcı olan, erdemlik, adam ve kadın olmak, millet olmak ve kültürlü olmak için daimi görevlerin ortaya çıkması hususundaki mütalaa telkinlerinin verildiği Havana’nın kalbinde yer alan yere konulmuş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün büstü vesilesiyle, “yeni heykellerin yerleştirilmesinin bir asil görev olduğu ve anıların devamına bir çağrı” olduğunu söyledi.

Büyük Tarihçi aynı zamanda, “kapıların kanalı olan bu küçük Havana Boğazının görüntüsü önünde” ifadesiyle bu heykelin denize bakmasındaki büyük hasrete dikkatleri çekti”. “Tarih boyunca, tüm insanlığın başına gelebilecek gereksinimleri çözümlemesi gereken girişimleriyle, geçmişiyle, kültürüyle dolu bir büyük yeni ulusun istediği üzere, halkının ruhuna ellerini ve kalbini royan, çok az imanan olduğunda yaratan, yeni bir gteleceği zorlamayı bilen, hümanist, yenilmez Asier ve bir büyük öğretmeni” getirdikleri için Türkiye’ye teşekkür etti.

Leal, Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan bu saygı ile fikirlerinin sağlamlaştırılacağına işaret etti ve bunun “uyum ve  iyi  ilişkiler, dürüstlük ve aynı eğilimleri taşıyan herkez ile olabileceğine inanıyoruz”dedi ve “kültür değerlerine inanmayı, pozitif hisler taşımayı,   entellektüel yaratıcılığı, çoğunluk içerisinde bireyselliğin değerini bilen,  dünyaya yansıyan bir güçlü iradenin modern ve yeni bir devletin temellerine oturmasının gereksinimine inanan büyük Usta’ya Hoşgeldin, diyorum” şeklinde sözlerine son verdi.

Kemal Atatürk’ün bu heykeli, Ankara’daki Çankaya Parkında açılışı yapılarak onurlandırılmış bulunduğumuz ulusal kahramanımız José Martí’nin büstünün de sanatçısı olan Türk heykeltraş Bay Metin Yurdanur tarafından hazırlanmıştır.

 

 

Haber Küba Büyükelçiliğinden bildirilmiştir.31.07.08

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

DEFNE GÖLGESİ

TURGAY FİŞEKÇİ

Nâzım Hikmet Küba’da Neler Söyledi?

Ölümünden önceki son üç yıl, Nâzım Hikmet’in hayatında ve şiirinde “son gürlük” olarak nitelenebilecek büyük bir değişim ve gelişimin yaşandığı mutlu yıllardır.

Şair bir yandan olanaklı ile olanaksızın bir arada olduğu büyük bir aşk duygusu içinde yaşarken öte yandan da bütün ömrünü adadığı sosyalizm mücadelesi yeni bir zafer kazanmış, dünyanın öte ucunda bir yerde, Küba’da devrim gerçekleşmiştir.

Bu coşkun ruh durumu, şaire “Saman Sarısı”, “Severmişim Meğer” gibi şiirlerle simgeleşen; düşle gerçeğin, şimdiyle geçmişin iç içe anlatıldığı, özgür çağrışımlarla gerçekleşen, masalsı, lirik söyleyişli, zengin imgeli benzersiz bir şiir dünyası armağan etti.

***

Bu dönemde şairi etkileyen en önemli olaylardan biri de 1961’de gerçekleştirdiği Küba ziyareti oldu. Ziyaretin nedeni Dünya Barış Komitesi adına Fidel Castro’ya Barış Ödülü vermekti.

Küba’da gördükleri şairde öyle bir coşku yaratmıştı ki, “Keşke ben de memleketimde kalıp dağlara çıksaydım” diyecek kadar coşmuştu.

Küba’da aydınlarla sık sık bir araya geldi Nâzım. Onlarla sanat, şiir, devrim, ülke ve dünya sorunlarını tartıştı.

Geçenlerde ilk gösterimi yapılan Çağrı Kınıkoğlu ile Gloria Rolando’nun yönettikleri, Nâzım’ın Küba Seyahati adlı belgesel filmde, bu gezinin tanıklarının günümüze dek silinmemiş heyecanlarını gördük.

***

Geçen nisan ayında ülkemizi ziyaret eden Kübalı şair Pablo Armando Fernández, Nâzım Hikmet’in ziyareti sırasında, on bir Kübalı yazarın katıldığı bir oturumda onunla yaptıkları uzun bir söyleşinin yer aldığı derginin bir fotokopisini yayımlamamız için Sözcükler dergisine verdi.

Söyleşi, ik iyüz elli bin basılan Revolución (Devrim) gazetesinin pazartesi günleri çıkan kitap ekinin 11 Haziran 1961 tarihli 109. sayısında “Türk Ozan Nâzım Hikmet ile Söyleşi” başlığıyla yayımlanmış.

Bu “değerli kâğıtlar”ı, Ayşe Nihal Akbulut, kısa sürede çevirdi. Yanı sıra, söyleşiye katılan şairlerden şiir örnekleri de ekledi.

Yarın yayımlanacak Sözcükler dergisinin yeni sayısında bu söyleşinin tamamını okuyabileceksiniz.

***

Kübalılar soruyor, Nâzım yanıtlıyor; Nâzım soruyor, Kübalılar yanıtlıyor.

Söyleşide yeni devrim yapılmış bir ülkede sanatın ve sanatçının sorumluluklarından başlayıp klasik yapıtların değerlendirilmesine, sanatın güncel sorunlarından gelenek-yenilik ilişkilerine, her dönem için geçerli ve tartışma yaratacak yaklaşımlar bulacaksınız. Yesenin’den Picasso’ya, Shakespeare’den Şarlo’ya geniş bir görünümde değerlendirilen çağdaş sanatın yanı sıra, sanatçıların tek tek kişisel deneyimleri de bu söyleşide yer buluyor.

Nâzım Hikmet’in mektuplarında, konuşmalarında yer bulmuş sanat ve siyaset üstüne görüşleri ülkemiz aydınları ve okurlar üzerinde her zaman etkili oldu.

Küba’da söyledikleri, düşüncelerini sakınmak zorunda kalmadan doğrudan söyleyebildiği bir ortamda gerçekleşmiş olmasıyla, açık sözlülüğüyle ayrı ve özel bir anlam taşıyor.

 

turgay@fisekci.com

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Nâzim Hikmet'in Kuba seyahati

 

Nâzim Hikmet'in 1961 yilinda gerceklestirdigi Kuba seyahati, Nâzim Hikmet Kultur Merkezi tarafindan bir belgesele konu edildi. Kuba-Turkiye ortak yapimi olan "Nâzim'in Kuba Seyahati" (El Viaje de Nazim a Cuba) adli filmin yonetmenligini Cagri Kinikoglu ve Kubali yonetmen Gloria Rolando yaptilar. Cagri Kinikoglu ile filmin hikâyesini konustuk. GAMZE ERBIL'in haberi

Nâzım Hikmet'in 1961'de gerçekleştirdiği Küba seyahati, Küba -Türkiye ortaklığı ile belgesel nitelik taşıyan bir film oldu

Bir şairin, bir devrimin öyküsü

GAMZE ERBİL

Nâzım Hikmet'in 1961 yılında gerçekleştirdiği Küba seyahati, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi tarafından bir belgesele konu edildi. Küba-Türkiye ortak yapımı olan "Nâzım'ın Küba Seyahati" (El Viaje de Nâzım a Cuba) adlı filmin yönetmenliğini Çağrı Kınıkoğlu ve Kübalı yönetmen Gloria Rolando yaptılar. Çağrı Kınıkoğlu ile filmin hikâyesini konuştuk.

- Nâzım'ın Küba seyahatini filmleştirme projesi nasıl ortaya çıktı? Büyük şairin yaşamındaki bu kesiti neden önemsediniz?

- Nâzım'ın yüzüncü doğum yılı olan 2002 yılında, o zamanki kurumsal adımızla "Nâzım Kültürevi" nde, 100. doğum günü için daha önce yaptıklarımızdan farklı zenginlikleri de barındıran bir etkinlik tasarlarken bu fikir aklımıza düştü: Nâzım'ın Küba seyahatini filmleştirmek... Ancak o dönemki koşullarımız, böyle bir projenin altına girmek için yeterli değildi. Bunu belirsiz bir süre için ertelemiş olduk. Sonraki yıllarda, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Küba Komünist Partisi (KKP) arasında imzalanan kültürel işbirliği protokolü, bu projeyi yeniden gündeme almamızı sağladı.

Süreçler arası paralellik

Nâzım da, Kübada bizler için "bilmediğimiz" isimler ya da tarihler değildi elbette. Ama konuyla ilişkili olarak daha odaklı bir çalışma yürüttükçe, Küba ve Nâzım buluşmasının bildiğimizin çok ötesinde bir zenginlik içerdiğini fark etmeye başladık...

İnsanlığın eşitlik ve özgürlük için dev adımlar attığı yıllardı o yıllar. Bağımsızlık için, halkının cehaletten kurtulması için, sömürüye son vermek için, toplumsal çürümeye dur demek için, burnunun dibindeki canavara meydan okuyarak, insanlığın dev adımlarına eşlik etmeye başlamıştı o küçücük ada... Tabii emperyalizmin saldırıları geldi devrimin hemen ardından. 1961 Nisanı'ndaki Domuzlar Körfezi çıkarması gibi saldırılar Küba Devrimi için süreci iyice kritik hale getiriyordu. Nâzım'ın Küba seyahati de tüm bu yoğunluğun içinde gerçekleşmişti. Ve Küba'da gördükleri, yaşadıkları, çok etkilemişti Nâzım'ı...

Küba'da devrimin ilk yıllarına ilişkin, Nâzım'ın yaşamının o dönemine ilişkin ve tabii Nâzım'ın seyahatine ilişkin ciddi bir ön araştırma yaptık.

Bu tür benzetmeler yapmak bazen abestir ama, Küba'nın sosyalizme yönelmesiyle Nâzım'ın sosyalizme yönelim süreçleri arasındaki paralellik de şaşırtıcı geliyor bana... Bir ülke ve bir insan ne kadar benzeyebilir ayrı konu, ama toplumsal adalet, eşitlik, özgürlük için sosyalizmin tek çözüm olduğu gerçeğinde buluşmaları açısından, bir benzerlik kurulabileceğini düşünüyorum...

Dediğim gibi, bir araştırma sürecinin ardından, bir ön senaryo oluşturduk. Bu arada, Küba'da bu projeyi birlikte hayata geçireceğimiz Küba Sinema Sanatı ve Endüstrisi Enstitüsü (ICAIC) ile temasa geçtik. Hazırladığımız metni onlara yolladık, onlar da bizim sorularımız ve senaryomuz çerçevesinde gerçekten titiz bir ön çalışma ve hazırlık yaptılar. Böylece 2006 Nisanı'nın son haftasında Küba'ya, Havana'ya gittik.

'Hareketli görüntüye ulaşamadık'

- Nâzım Hikmet'in Küba'da geçirdiği döneme ve bunun etkilerine ilişkin başka bir çalışma yok, değil mi? Bu boşluğu hakkını vererek doldurduğunuzu düşünüyor musunuz? Nasıl?

- Nâzım'ın Küba seyahati, biyografilerde üzerinde çok fazla durulan bir dönem değil. Hasip Akgül ve Mehmet Necati Kutlu 'nun çalışmalarını es geçmemek lazım tabii. Hasip Akgül, yazdığı siyasal biyografi denemesinde Nâzım'ın kimi şiirlerinden, bazı başka biyografilerden edindiği bilgileri süzerek bir ilk çalışma yapmıştı. 2003 yılında yayımlanan bir diğer çalışma ise Nâzım'ın bu seyahatini tek merak edenin bizler olmadığını gösteren, bir şekilde Mehmet Necati Kutlu'nun bu seyahate odaklanan kitabı oldu. Ön çalışmalarımızda bu iki kaynaktan da faydalandığımızı söyleyerek, yazarlarına buradan bir teşekkür göndermek gerek.

Her iki çalışma da, daha çok tarih araştırması niteliği taşıdığı için, kimi boşluklar barındırıyordu. Biz bu filmde biraz da bu boşlukları gidermeye çalıştık. Tanıklıklar sayesinde, Nâzım'ın Küba'sına ve Küba'daki Nâzım'a biraz daha yaklaştığımızı düşünüyoruz.

Kübalı dostlarımız özenli bir arşiv çalışması yapmışlardı. Tarihlerine ve belleklerine sahip çıkmak konusunda çok özenliler... Nâzım'la ilgili haberlerin gazete kupürlerine, dergilere, fotoğraflara ulaştık bu sayede... Nâzım'ın şiirinde bahsettiği televizyon kayıtlarına ulaşmayı da umuyorduk. Nâzım'ın hareketli görüntülerine ulaşma ihtimali çok heyecan vericiydi. Bu çalışmamızla ilgili "keşke bu da olsaydı" dediğimiz tek şey hareketli görüntüleri oldu. Ama onlar bulunamadı.

Şu ana kadar Türkiye'de ilk kez görünen 10'a yakın Nâzım fotoğrafı var filmde, gazete kupürleri, dokümanlar var. Filmin Nâzım ile ilgili görsel zenginliği bunlarla sınırlı kaldı.

'Karar izleyicinin'

Özel olarak mutlaka vurgulamak istediğimi bir şey daha var bu konuda: Küba'da arşiv de kamunun hizmetinde, yani, insanlığın hizmetinde... Kendi arşivlerini paylaşmak için çok istekli ve hevesliler... Türkiye'de ise elinde Nâzım'ın hareketli görüntüsü olduğunu bildiğimiz kimi aydınlar ile temas kurduk ve fakat bize "elinize sağlık, kolay gelsin" demekle yetindiler. Buradaki arşivler özel mülk. İnsanlığın malı değil, onların şahsi malı! Ya "parayı bastıracaksınız" ya da "malını sakınma" ya boyun eğeceksiniz... Bu tür "talihsizlikler" filmde ulaşmayı hedeflediğimiz görsel zenginliğe ulaşmamızı kısıtladı. Konunun hakkını verip veremediğimize ise "izleyici karar verecek" diye kaçamak bir yanıt verebilirim. Biz, kendi açımızdan en fazla şunu söyleyebiliriz: Hakkını verebilmek için azami emek verdik bu yapım için...

Zira konunun kendisi çok "riskli" aslında. Nâzım ve Küba Devrimi gibi iki devin arkasına saklanmamaya çalıştık. Nâzım veya Küba Devrimi insanı "alıp götürecek" özel başlıklar çünkü. Biz daha çok bir buluşmayı anlatmaya, bu buluşmanın bugünkü izlerini sürmeye, açıkçası bir taraftan da bu buluşmayı sağlayan "Devrim" in güncelliğine, sosyalizmin insanlık için aciliyetine dikkat çekmeye çalıştık. Umarız bir nebze başarabilmişizdir.

- Kübalı yönetmen Gloria Rolando ile daha önce tanışıyor muydunuz?

- Daha önceden tanışmıyorduk. ICAIC bünyesinde çalışıyor. 10'a yakın filmi var. ABD'deki "Kara Panterler Partisi" ve "Siyah Kurtuluş Ordusu" yöneticisi olan ve cezaevinden kaçıp Küba'ya sığınan siyah kadın militan Assata Shakur üzerine 1997 yılında yaptığı film nedeniyle bir dönem ABD'ye girişi yasaklanmış olan bir yönetmen. Birikimini, deneyimini, dostluğunu sakınmadan bizimle paylaştı.

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Küba Devrimi'nin coşkusunu yaşamak g1

- Senaryonun oluşumu ve filmin hazırlık sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?..

- Nâzım, 1961 yılında Küba'daki "1. Yazarlar ve Sanatçılar Kongresi" ne davet ediliyor. Küba'nın büyük şairi Nicholas Guillen tarafından. Bu seyahatte kendisine eşlik edenlerden Fayad Jamis 'i de unutmamak lazım tabii... Bu seyahatinde Küba Devrimi'nin heyecan ve coşkusunu tüm kalbiyle yaşıyor ve "Havana Röportajı" ve "Saman Sarısı" adlı şiirlerinde olağanüstü bir betimlemesini yapıyor, "Devrim" in ve Küba'nın... Filmin omurgasını "Havana Röportajı" şiiri oluşturuyor. Bu şiirinde Küba'da rastladığı karakterleri, tipolojileri anlatıyor...

Çekimler için Havana merkezli bir çalışma yaptık. Programımızın yoğunluğu nedeniyle, Havana dışına çıkma şansımız olmadı. Yaklaşık 10 gün süreyle kaldık Küba'da... Kübalı ekibin özverili çalışmasını ve harika mesai arkadaşlıklarını anmadan geçmek hata olur. Başta Küba Büyükelçiliği; filmin yönetiminde Gloria Rolando, yapımın örgütlenmesinde Denis Valle çok ciddi emek verdiler bu projeye. Çekimlerde görev alan diğer Kübalı arkadaşlarımız da tabii...

Türkiye'de, Küba'da ya da başka ülkelerdeki gösterimler nasıl olacak?

Açıkçası şunu söyleyerek başlamak zorunda hissediyorum kendimi: Yaklaşık 10 yıldır yayımlanan Yeni İnsan Yeni Sinema dergimizde ülkemizdeki sinema sektörünün yapısı üzerine pek çok çözümleme yapmıştık. Ama bu filmin hayata geçirilmesinden sonra dağıtım ve gösterim süreçlerinin piyasa tarafından nasıl cendereye alındığını daha içeriden hissettik. Piyasanın sezonları var, piyasanın takvimleri var, piyasayı belirleyen dağıtım tekelleri var...

Dolayısıyla, şu anda üstesinden gelmemiz gereken iktisadi-toplumsal sorun başlığı var karşımızda. Buna ilişkin bir çözüm geliştirmeye ve filmimiz için bir gösterim takvimi oluşturmaya çalışıyoruz.

Küba'daki gösterim süreci için de Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği ile kimi ön görüşmeler yaptık. ICAIC ile de değerlendirmeler yaptıktan sonra, bunun organizasyonunu yapmış olacağız.

Binlerce kilometre uzaktan Nâzım'ı duymak

- Küba'da Nâzım'ın etkisini, izlerini nasıl gözlediniz? Neler hissettiniz?

- Öncelikle konuştuğumuz insanların Nâzım'ı neredeyse bu ülkenin ortalama aydınından daha iyi, derinlemesine anladıklarını görmek çok etkileyiciydi. g3

Eşitlik ve özgürlük özlemini, emekçi halka duyduğu sevgisini; inatçılığı, entelektüel titzliğiyle, mücadelesini yaşamının merkezine koymuş haliyle. Bu aynı zamanda Nâzım'ın evrensel yönünü gözler önüne seriyordu, bizim için bir "doğrulama" oldu.

Film için görüştüğümüz ve Nâzım'la tanışmış Kübalı aydınlardan, örneğin Nâzım'ın tercümanlığını yapmış olan Jaime Sarusky şunları söylemişti: "Keşke dünya Nâzım'larla dolu olsaydı... O zaman daha güzel, daha yaşanılası, daha kardeşçe yaşanan bir yer olurdu... Buna eminim!" Bu sözleri binlerce kilometre uzakta yaşayan birinden duymak, inanın çok güzeldi...

Başka... Mesela Küba Komünist Partisi Nico Lopez Parti Okulu Rektörü Raul Valdes Vivo ... O da şunu söylemişti: "Şiir ve kahramanlık daima kazanacak. İşte bu iki fikir, tam da Nâzım'ı tarif eden fikirlerdir." Bunların basit güzellemeler olduğunu sanmıyorum.

Bunun dışında Nâzım'ın şiirlerinin çok daha önceleri Latin Amerika'ya ulaştığını da gördük araştırmamız boyunca... Mesela Che, 1956 yılında bir Meksika cezaevinden annesine yazmış ve şöyle demiş: "Geleceğim Küba devriminin geleceğiyle bağlantılı. Ya onunla beraber zafere ulaşacağım ya da öleceğim. Şayet öngöremeyeceğim bir nedenle bir daha size yazamazsam ve kaybedecek olursam bu cümleler abartılı değil. Samimi bir elveda olarak kabul edin. Doğru yolda ve arkamda bırakacağım bir kız ile çemberi kapatmış olacağım. O yüzden ölümü bir frustrasyon olarak kabul etmiyorum, Nâzım Hikmet'in dediği g2gibi: Mezarıma yalnız bitmemiş bir şarkının hüznünü taşıyacağım."

Che, daha sonra, annesine yazdığı bir başka mektupta yine Nâzım'dan dem vurmuş:

"Gökler kararmadı, yıldız kümeleri yuvalarından fırlamadı ne de ortalığı seller, fırtınalar darmadağın etti. İşaretler iyi zaferi gösteriyor. Ama Tanrı bile yanılabilir. O zaman ne mi olur? Senin tanımadığın bir Türk şairinin dediği gibi olur: 'Mezarıma yalnız bitmemiş bir şarkının hüznünü taşıyacağım. "

 

 

Yönetmen Çağrı Kınıkoğlu

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Raul ile DVD keyfi

Küba’da Fidel’in ardından geçen kısa sürede pek çok değişiklik yaşandı. Yeni başkan Raul Castro, ada halkına birçok alanda getirilen kısıtlamaları esnetmek için küçük, ama önemli adımlar attı. Günlük hayata en çabuk yansıyacak değişiklik ise Kübalıların DVD ve bilgisayar satın alma hakkı kazanacak olması gibi görünüyor.

Raul

Deniz Ülkütekin

Fidel’in tüm yetkilerini kardeşi Raul Castro’ya devretmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmedi, ama Küba’nın önümüzdeki yıllarda nasıl bir politika izleyeceği hâlâ merak konusu. Küba, efsanevi liderinin, isyancı askerleriyle birlikte başkent Havana’ya girdiği 8 Ocak 1959’dan beri yanı başındaki süper güç ABD’ye kafa tuttu ve sosyalist ilkelerden kopmadı. Ancak eninde sonunda 81 yaşındaki başkanın görevi bırakacağı bir gün gelecekti. Raul Castro’nun kısa zamandaki icraatları ise bundan sonra daha esnek bir politika izleneceği yönünde bir izlenim uyandırıyor. Yeni başkan, göreve başladıktan sadece birkaç gün sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’nin “bir bölümü”ne imza attı. Böylece vatandaşlarına uyguladığı seyahat ve düşünce özgürlüğü kısıtlamalarını kaldıracağını taahhüt etti. Yurtdışına çıkmak isteyen Kübalılar, şimdiye kadar hükümetten yazılı izin ve gidecekleri ülkeden davetiye almak zorundaydı. Ayrıca birkaç yüz dolar tutarında bir ödeme yapmaları gerekiyordu. Dışişleri Bakanı Perez Roque bundan sonra yurtdışı işlemlerinde bürokrasiyi azaltmayı amaçladıklarını açıkladı. Bakan, ayrıca yurtdışındaki Kübalılarla iletişimlerini iyileştirmek istediklerini de söyledi.

Fidel Castro’nun yönetimde olduğu yıllar boyunca yüz binlerce Kübalı, yasadışı yollardan ABD’ye kaçma girişimlerinde bulundu. Başarılı olanlar genelde adaya en yakın eyalet olan Florida’ya yerleşirken birçok insan da sallar ve kayıklarla aşmaya çalıştıkları okyanusta hayatını kaybetti. Perez Roque, mart ayı içinde yurtdışında hayatlarını devam ettiren 100 Kübalı ile görüştü. Roque, yurtdışındaki vatandaşlarıyla kurulan iyi ilişkilerin, ABD’nin uyguladığı ambargoyla mücadele etmek açısından da yararlı olacağı görüşünde. Küba dışında çoğu ABD’de olmak üzere 1.3 milyon Kübalı mülteci yaşıyor. Geçen yıl rekor sayıda, yani 193 bin mülteci adaya ziyarette bulundu.

Yeni hükümetin, yurtdışı girişlerinde yapacağı iyileştirmeler, sırf kendi vatandaşlarıyla sınırlı değil. Son yıllarda artan turist sayısına karşın, ülkedeki konaklama şartlarının yetersiz olması üzerine harekete geçildi. 2010’da ülke çapında 30 yeni otelin hizmete açılması planlanıyor. Raul Castro’nun esnek bir politika izleyeceğinin bir başka işareti de çiftçilerin kendi malzemelerini satın almasına izin verilmesi. Bundan böyle tüm çiftçiler, devlete ait dükkânlardan tarım malzemesi temin edebilecekler.

Tarım ve turizm alanında yapılan düzenlemeler, Raul Castro hükümetinin izleyeceği politika açısından küçük adımlar olarak görülüyor. Ancak yakın zamanda elektronik aygıt satın alma yasağının kaldırılacağı yönünde hükümet kaynaklı söylemler gerçeğe dönüşürse, Küba’daki günlük yaşam tahmin edilemeyecek bir hızla değişebilir. Şimdiye kadar ülkede sadece yabancıların ve şirketlerin bilgisayar ve DVD oynatıcı gibi aygıtlara sahip olma hakkı vardı. Yasak, SSCB’nin yıkılmasının ardından ortaya çıkan enerji krizinden sonra yürürlüğe girmişti. Ancak sorun, 2006’da “sıkı müttefik” Venezüella’dan enerji ithal edilerek çözüldü. Beklenen karar çıkarsa bundan böyle bütün Kübalılar, DVD ve bilgisayar sahibi olabilecek.

Bir başka belirsizlik konusu ise Fidel’den sonra Küba ve diğer Güney Amerika ülkeleri arasındaki ilişkiydi. Ancak geçen ay, Venezüella Başkanı Hugo Chavez’in Küba’ya yaptığı ziyaret ve iki başkanın verdiği samimi görüntüler, ABD’ye karşı yürütülen muhalif tavrın birlikte devam edeceğini gösterdi.

Raul Castro, değişikliklerin devam edeceğini söylese de sosyalist ideallerden vazgeçmeyeceklerinin altını her fırsatta çiziyor. Ne olursa olsun Küba’da yeni bir dönem başlıyor. Anlaşılan, muhalif adada birçok şey Fidel dönemindeki gibi olmayacak. l

Raul

Raul Castro, Hugo Chavez ile...

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Venezüellalı Yoldaşlar, Kurtuluş Partililerle Kutladılar Bağımsızlık Günlerini

5 temmuz 2008 tarihi saat 15.00 de Venezüella Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Raul Betancourt Seeland ve Kurtuluş Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Sait Kıran’ın konuşması olarak katılacağı “Venezüella: Gerçek Egemenlik ve Özgürlük” başlıklı söyleşide, Venezüella’da yaşanan gelişmelerle birlikte, Bolivarcı Devrim adıyla köklü bir toplumsal dönüşümden geçen ülkenin siyasetinde ortaya çıkan yeni değerler tartışılacak.

Yer: Petrol-İş Sendikası Konferans Salonu Adakale Sokak No:6 Kat:5 Yenişehir / Ankara

 

 

Venezüellalı Yoldaşlar, Kurtuluş Partililerle Kutladılar Bağımsızlık Günlerini resmi5 Temmuz 1811... Venezüella’nın tam bağımsızlığının kabul edildiği tarih. Simon Bolivar “300 yıllık suskunluk, sizce yetmez mi?” ünlü sorusuyla, yılların suskunluğuna son vermek isteyen Venezüellalı Vatanseverleri harekete geçirir. Simon Bolivar, Miranda ve Venezüellalı Vatanseverler, yılların suskunluğuna son vererek, Venezüella’nın tam bağımsızlığını ilan ederler.

5 Temmuz 2008... Venezüella’nın tam bağımsızlığa kavuşmasının 197’nci yıldönümü. Venezüellalı yoldaşlar bayramlarını kutladılar, Kurtuluş Partililerle. Coşkuyla, heyecanla buluştular iki ülkenin devrimcileri tam bağımsızlık gününde.

Venezüellalı Yoldaşlar, kendileri için son derece önemli olan 5 Temmuz Bağımsızlık Günü için, ortak bir etkinlik düzenleme taleplerini ilettiler, Kurtuluş Partililere. Talep, Latin Amerika’dan sol rüzgârlar estiren, Dünyanın geriye gidişine son veren, halkların uyanışının habercisi Hugo Chavez’in ülkesinden geliyorsa, Kurtuluş Partililer için bu talep Devrimci bir görevdi ve görev layıkıyla yerine getirilmeliydi.

Ankara caddeleri, sokakları ve üniversiteler; Halkın Kurtuluş Partisinin “Venezüella: Gerçek Egemenlik ve Özgürlük” afişleriyle donatıldı. Binlerce el ilanı dağıtıldı. Stant açıldı Yüksel Cadde’sinde. Ankara Halkı haberdar oldu, Venezüella’nın 29 Ekim’i olan 5 Temmuz’dan, Venezüella’nın Mustafa Kemal’i Simon Bolivar’dan…

5 Temmuz Cumartesi günü, Petrol-İş Sendikası’nın Konferans Salonu’nda saat 15:00’da Sinevizyon gösterisiyle başladı etkinlik. Dünyada Sosyalizmin onuru Küba’nın Büyükelçilik Maslahatgüzarı Alejandro Simances Marin Yoldaş yaptığı kısa konuşmada; Venezüellalı yoldaşların bağımsızlık günlerini kutladı ve ABD Emperyalizmine karşı Venezüella Halkının verdiği mücadelenin zaferle taçlanacağını belirtti. Che’nin sloganlaşmış “Zafere Kadar Daima!” sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Etkinliğin konuşmacılarından Venezüella Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Raul Betancourt Seeland Yoldaş, 5 Temmuz 1881 Bağımsızlık Günü’nün tarihsel sürecini aktararak başladı konuşmasına.

Simon Bolivar ve vatansever arkadaşlarının mücadelesini, Bağımsızlık Günü’nün ilan edilmesindeki rollerini aktardı, salonu dolduran insanlara. 2000’li yıllarda Simon Bolivar’ın mücadelesini devralan Hugo Chavez ve yoldaşlarının özgürlük mücadelesini örneklerle anlattı Raul Yoldaş. ABD Emperyalizmi ve yerli satılmışlara karşı verilen mücadelede, halkla nasıl bağlar kurulduğunu, halkla nasıl kaynaşıldığını, ABD Emperyalizminin bütün provokasyonlarına karşı nasıl tavır geliştirildiğini, Chavez Yoldaş’a karşı darbe girişimlerinin nasıl boşa çıkarıldığını, Venezüella Ordusu’ndaki askerlerin Devrimi nasıl sahiplendiğini, Sosyalizme ulaşma yolunda atılan adımları paylaştı bizlerle Raul Yoldaş.

Yoldaş bizlere, Chavez Yoldaş’ın “Vatan, Sosyalizm ya da Ölüm” olarak sloganlaştırdığı Sosyalizm mücadelesindeki kararlılıklarından taviz verilmeyeceğinin altını çizdi ve sosyalizme ulaşma yolunda yaşama geçirilen temel projelerin nasıl hayat bulduğunu aktardı.

Etkinliğin diğer konuşmacısı, Halkın Kurtuluş Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Av. Sait KIRAN Yoldaş, konuşmasına, Venezüella Bolivar Cumhuriyeti’nin 5 Temmuz Bağımsızlık Günü’nü kutlayarak başladı.

Sait Yoldaş, Venezüella Bolivar Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günüyle, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın benzerliklerini ortaya koydu önce. Latin Amerika’nın Antisömürgeci Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderi Simon Bolivar ile Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal’in aynı uğurda sömürgecilere karşı ulusal kurtuluş mücadelesi verdiklerini; Simon Bolivar’ı, Küba’nın Ulusal Kurtuluş Savaşının Önderi Jose Marti’yi antiemperyalist olarak nitelendiren Sevrci Sahte Sol’un, Mustafa Kemal’i Antiemperyalist olarak görmediğini, dolayısıyla kendi ülkelerinin tarihsel mirasına sahip çıkmadıklarını, bu yüzden de Sahte Sol adını aldıklarını anlattı.

Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşını da, Mustafa Kemal’i de, Bilimsel Sosyalizmin ışığı altında yalnızca biz Kurtuluş Partililerin değerlendirebildiklerini kabartılandırdı Sait Yoldaş.

Che’nin, bir devrimcinin, dünyanın neresinde bir haksızlık varsa bunu yüreğinde hissetmesini devrimciliğin gereği sayan sözünün tersinin de doğru olduğunu, yani dünyanın neresinde insanlığın yararına, halkların yararına devrimci bir gelişme varsa, bir devrimcinin aynı heyecanı, aynı coşkuyu duyması ve bu olumlu gelişmelere destek sunması gerektiğini, Latin Amerika’dan esen sol rüzgârların da bizleri heyecanlandırdığını ve Kurtuluş Partililerin bu olumlu gelişmelere elinden gelen desteği verdiğini belirtti.

Sait Yoldaş, konuşmasını; “Hasta La Victoria Siempre! Venceremos! (Zafere Kadar Savaş! Kazanacağız!)”sloganıyla bitirdi.

Bir gün mutlaka zafer bizim olacak. Bir gün mutlaka demokratik halk iktidarı kurulacak. “Zafere kadar daima” mücadele verecekler bu ülkenin Proletarya Sosyalistleri, Kurtuluş Partililer.

Çünkü biz Kurtuluş Partililer, gücümüzü bir Ulu Çınar olan Kıvılcımlı Usta’dan alıyoruz.

Çünkü O Ulu Çınar, ülkemize uyarladı İnsanlığın Kurtuluş Bilimi olan Marksizm-Leninizmi.

O Bilim ki, hiç yanılmamış ve yanıltmamıştır.

O yüzden; 87 yıldır ne söylediysek arkasında duruyoruz ikirciksiz…

O yüzden, dünyada ve ülkemizde olan biteni, biz hep doğru değerlendirebilmişiz.

O yüzden; Küba Devrimine ve Latin Amerika’da gelişen olaylara yabancı değiliz. Yabancısı olmadığımız gibi, yoldaş bilmişiz o ülkelerin Devrimcilerini.

O yüzden; bizi samimi buldukları için, bize inandıkları için, her söylediğimizin, her yaptığımızın arkasında kararlıca durduğumuzu gördükleri için, bizi dost bildikleri için ve bize güvendikleri için Kübalı ve Venezüellalı Yoldaşlara herkesten daha yakınız.

O yüzden onların üzüntüsü bizim yüreğimizi sızlatıyor. Onların sevinci bizim sevincimiz oluyor.

Che Bir şeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Bir şeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız” diyor.

Biz Kurtuluş Partililer, Devrim Mücadelesini çok seviyoruz, İnsanlığın kurtuluş bilimi olan Marksizm-Leninizm-Kıvılcımlı Teori ve Pratiğine delicesine inanıyoruz.

O yüzden zafere biz ulaştıracağız Türkiye Halkını!

Ve:

“Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislam!

Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz!

Bunu söyleyeceğiz bin defa!

Sonra bin defa daha,

Sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla

Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda

Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla

Yürüyeceğiz çoğala çoğala...

 

(Ataol Behramoğlu)

 

Ankara’dan

Kurtuluş Partililer

 

 

Latin Amerika’dan Esen Sol Rüzgârları bu topraklara taşıyor Kurtuluş Partisi

Latin Amerika’dan Esen Sol Rüzgârları bu topraklara taşıyor Kurtuluş Partisi resmiKüba; “Onur Yaşamdan Önemlidir”, “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm” diyen Fidel’in, insanlığın kurtuluş mücadelesinde ölümü “sefa geldi hoş geldi” diyerek karşılayan Che’nin, Devrimin yiğit fedakâr önderlerinden Camilo ve Raul Yoldaşların ülkesi. Sosyalizm Bayrağını dalgalandırmak onuru Küba’nın bugün... Yıllardır direniyorlar, kanlı zalim ABD’nin ablukasına. Sosyalist Kamp’ın yıkılmasından sonra katmerlenen sıkıntılar, coğrafi bütün olumsuzluklar yıldıramadı Kübalı Yoldaşları. Küçük adalarının batmasını göze aldılar ama Sosyalizmden asla taviz vermediler. Çünkü biliyorlardı ki, Küba’yı Küba yapan, Dünya Halklarının umudu haline getiren, Sosyalizmdeki kararlı, ısrarlı ve inançlı duruşlarıdır.  Her zorluğu sinelerine çektiler, yeni çözüm yolları ürettiler, asla AB-D namertlerine muhtaç olmadılar. El açmadılar. Dilenmediler. Yalvarmadılar!

Venezüella; “Bana verdiğiniz iktidar bana ait değildir. O sizindir! Bu bir Chavez hükümeti değildir! Bu çoğunluğun sesidir. Bu onurun hükümetidir. Bu Bolivar’ın hükümetidir! Bu Venezüella’nın hükümetidir. Bu vatanseverlerin hükümetidir!” diyen, Latin Amerika’dan dünyaya sol rüzgârları estiren Chavez Yoldaş’ın ülkesi. Karanlık bulutların arasından güneşin görünmesini sağlayan rüzgâr oldular, insanlığın bayır aşağı gidişine “dur” diyerek dünya halklarının yeniden “umuda yelken açmalarını” sağladılar, Chavez ve yoldaşları. Katil ABD’nin tüm provokasyonları, umudu ortadan kaldırma girişimleri, Chavez’in arkasına aldığı yoksul Venezüella Halkı ve Ordusu tarafından boşa çıkarıldı. “Eksikliklerimizin farkındayız” diyorlar, yanlışlarından ders çıkarıyorlar, ABD Emperyalistlerinin Devrimi boğma, yok etme girişimlerine boyun eğmiyorlar. Geri adım atmıyorlar. Yalvarmıyorlar. Onuru ayaklar altına almıyorlar!

Türkiye; yedi düvele karşı verilen Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı, Lenin Usta’nın ve ülkesi Sovyetler’in büyük desteğiyle, tüm olanaksızlıklara, açlığa, yokluğa, yoksulluğa rağmen dünyada ilk zafere ulaştıran Mustafa Kemal’in ülkesi.

Türkiye; Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı nihai sonucuna ulaştıracak teori ve pratiği ülkemiz koşullarına uyarlayan, insanlığın kurtuluş mücadelesinde ömrünün 22,5 yılını burjuvazinin zindanlarında geçirmiş, o karanlık zindanları üniversiteye çevirerek yolumuzu aydınlatmış, dosttan da düşmandan da gelen saldırıları, “Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da. Hepsi vız gelir ve de gelmelidir” diyerek karşılamış Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın ülkesi.

Türkiye; Proletarya Sosyalizmini temsil etmenin verdiği ideoloji gücüyle, sarsılmaz bir kararlılıkla savaşmaya devam eden, Marks Usta’nın “Sen doğru bildiğin yolda git el alem söylensin” sözü doğrultusunda, doğru bildiği Marksizm-Leninizm yolundan bir milim bile sapmayan, 1920 yılından günümüze, “O sözler ki ağzımızdan bir kere çıkmıştır uğrunda asılırız” (Attila İlhan) diyerek, her söylediğinin, her yaptığının dimdik arkasında olan, Kıvılcımlı Usta’nın düşünce oğulları, düşünce kızlarının ülkesi.

Bilimsel Sosyalizmin bu topraklardaki gerçek savunucusu Kurtuluş Partililer AB-D Emperyalistlerinin “umut kaynağı” olmuyorlar, onuru ayaklar altına almıyorlar, Marksist-Leninist İdeolojiden, bu ideolojinin bu topraklardaki yansıması olan Kıvılcımlı düşüncesinden en ufak bir taviz vermiyorlar. Tarihin omuzlarına yüklediği görevin bilinciyle yollarına devam ediyorlar. Korkmadan, yılmadan, bıkmadan, usanmadan!

Sosyalizmin bayrağını gururla taşıyan, insanlığın umudunu hep canlı tutan ve dünya insanlığına örnek olan Küba’nın temsilcisi Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal Yoldaş,  tüm dünyada estirilen gerici rüzgârları soldan estirdikleri rüzgârlarla durduran Venezüella Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği Temsilcisi Raul Betancourt Seeland Yoldaş ve nereden gelirse gelsin hiçbir baskıya boyun eğmeyen, zorun üzerine üzerine yürüyen ve onuru yaşamın önüne koyan Eneski Sosyalizmin Temsilcisi Halkın Kurtuluş Partisi’nin Genel Başkanı Nurullah Ankut Yoldaş, 15 Mart 2008 Cumartesi günü “Latin Amerika’dan Türkiye’ye Devrimci Kavga” Konferansı’nda bir araya geldiler.

Latin Amerikalı yoldaşlarla bir araya gelişimiz sadece Konferans için değil. Biz yoldaşlarla onur için yaşamı ortaya koyma, AB-D Emperyalistlerine kararlıca karşı durma, inandığımız davadan geri adım atmama ve insanlık düşmanlarının düşmanlığını kazanma onuruna sahip olma ortak paydalarında bir aradayız.

Kanlı zalim ABD, Küba’yı “şer ekseni”nde görüyor.  Chavez’i, yok edilmesi gereken biri olarak görüyor, o yüzden darbeler tertiplettiriyor uşaklarına. AB-D Emperyalistleri, Kurtuluş Partilileri iflah olmazlar cephesinde görüyor. Onlara göre bizler “Demokrasi Güçleri”nden değiliz. Çünkü bizler AB-D elçilerinin arkasında dizilmedik. O yüzden AB-D Emperyalistleri bize hayırla bakmıyorlar. Ne mutlu bize ki, bize “kötü”, diyor AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar cephesinin önde gideni Tayyipgiller.

Ömer Hayyam’ın dediği gibi:

 

Dünya üç beş bilgisizin elinde

Onlarca bilgi kendilerinde

Üzülme eşek eşeği beğenir

Hayır var sana kötü demelerinde

 

Ekin Sanat Merkezi’ni dolduranlar, Latin Amerikalı yoldaşlarla duygu birliğini gördüler, Latin Amerika’da verilen devrimci kavganın ateşinin bu ülke topraklarını nasıl sarıp sarmalayacağını öğrendiler. “Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşırlar” diyor Mevlana. Biz Latin Amerikalı Yoldaşlarla aynı duyguları paylaştığımız için, Önderimizin dediği gibi “yüreklerimiz aynı frekansta atıyor”.

“Latin Amerika’dan Türkiye’ye Devrimci Kavga”yı görsel olarak anlatan sinevizyon gösterimiyle başladı Konferansımız. Sonrasında, Küba Komünist Partisi’nin Partimize yaptığı resmi davet sonucunda Sosyalist Küba’ya giden heyetten Ankara İl Başkanı Sait Kıran Yoldaş, coşkusunu, heyecanını paylaştı bizlerle. Sosyalizmin Küba’da nasıl ete kemiğe büründüğünü, imkânsızı nasıl gerçekleştirdiklerini, Sosyalizmin Küba Halkına neler getirdiğini, tüm olanaksızlara, ABD itinin her türden saldırılarına rağmen nasıl dimdik ayakta durabildiğini, aynı duyguları paylaşmanın verdiği sıcaklıkla nasıl kaynaştıklarını aktardı, gelen insanlara. Umut aşıladı Yoldaş bizlere. Bizleri de Küba’da dolaştırdı, Sosyalist havayı teneffüs ettirdi. Omuzlarımıza yüklenen yükün daha ağırlaştığının, bir kez daha üstünü çizdi Sait Yoldaş.

Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal Yoldaş, Küba Devrimi’nin tarihini aktardı. Jose Marti’den başlayan mücadeleyi, Fidel, Che, Camilo ve Raul Yoldaşların nasıl zafere ulaştırdığını anlattı Yoldaş bizlere. Ve bizler de elde silah Sierra Maestra dağlarında Che Yoldaş’ın yanındaydık, Camilo Yoldaş’la beraber kuzeyden yürüyüşe geçtik, Fidel ve Raul Yoldaşlarla beraber Havana’ya girdik. Domuzlar Körfezi çıkartmasında ABD çakallarına hep beraber hak ettikleri dersi verdik, geldikleri gibi geriye gönderdik, Yankeeleri…

Venezüella Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği Temsilcisi Raul Betancourt Seeland Yoldaş, Venezüella Devrimi’nin gelişimini aktardı. Chavez’in iktidara gelişini, yoksul halkın Chavez ve yoldaşlarına nasıl destek verdiğini; esen sol rüzgârları, ABD Emperyalistlerinin yerli satılmışlarla nasıl durdurmaya çalıştığını aktardı bizlere. Bizler de Raul Yoldaş’ın canlı ve heyecanlı anlatımıyla, kendimizi Venezüella sokaklarında bulduk. Chavez’e karşı tertiplenen darbe girişimine karşı, halkla beraber “El pueblo unido jamas sera vensido” sloganlarını haykırıyorduk. Elde silah yurtsever askerlerle beraber, ABD tarafından “iktidara” yerleştirilen hainleri iktidardan indiriyorduk.

Kurtuluş Partisi’nin Genel Başkanı, Hakiki Devrimci Nurullah Ankut, didaktik anlatımıyla, Latin Amerika’dan esen sol rüzgârları ülkemizde nasıl estirebileceğimizin yolunu-yöntemini gösterdi bizlere. Marksizm-Leninizm-Kıvılcımlı Düşüncesinin ışığını üzerimize düşürdü. Küba’da Sosyalizmin nasıl halk tarafından benimsendiğini, sahiplendiğini örneklerle aktardı. Sevrci Soytarı Sahte Sol’un soytarılıklarını, Ermeni olayında AB-D Emperyalistlerinin nasıl tezgâhına geldiklerini, kendi ülkelerinde nasıl yabancı olduklarını, ülke tarihi konusundaki cahilliklerini anlattı. Ortamını bulduğu için iyice azgınlaşan Şeriatçı Hareketlere karşı nasıl mücadele verilmesi gerektiğini, Soytarı Sol’un bu Ortaçağcı hareketlere nasıl destek verdiğini, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı ve önderi Mustafa Kemal konusunda kendi önderlerinin savunduklarını bile savunamadıklarını, hiçbir açık kapı kalmayacak şekilde tüm delilleriyle gösterdi bizlere…

Öğreteceğiz onlara, öğrenecekler zamanla, öğrenmek zorundalar, zaman geçmeden. Yoksa “(…) Kültür ve maarif çiçeği, ne kadar güzel olursa olsun, kendi toprağında kökü yoksa süslü vazoya konmuş nadide güle benzer, er geç solar, hatta çürür ve kokar.” uyarılarımızı dikkate almıyorlar. Ortalık da hafiften kokmaya başladı.

Yine Hayyam yıllar öncesinden sesleniyor bizim Sahte Sol’a:

 

Yaşamını akla uydurman gerekir

Ama bilmezsin akla uygun olan nedir

Bereket eli çabuktur zaman ustanın

Başına vura vura sana da öğretir

 

Önderimiz ayrıca, Venezüella Devrimi’nin nasıl bir yol izlerse sol rüzgârların fırtınaya dönüşüp tüm Latin Amerika’yı sarabileceğini gösterdi.

Ve Önderimiz; bilimli, bilinçli, inançlı, kararlı, yüreği devrimci ateşle, kafası devrimci hareketin problemleriyle dolu, atak, cesur, yiğit bir insanı, hiçbir silahın yenemeyeceğini gösterdi bizlere. Bir kez daha onurlandık böyle bir ideolojinin savunucusu olmaktan. Bir kez daha göğsümüz kabardı, karanlıklar çöktüğünde bize ideolojinin ışığını düşüren önderliğe sahip olmaktan. Bir kez daha ayaklarımızın yere daha sağlam bastığını hissettik, gururlandık temelimizin sağlam olmasından.

Bir Kübalı Yoldaş: “Fidel’den sonra ne olur?” sorusuna “Fidel benim. Hepimizi birden öldüremezler!” yanıtını veriyor. Bu kadar kaynaşmış önderliğiyle Küba Halkı. Bu kadar benimsemiş Sosyalizmi. Yıkılabilir mi bu ülke, batırılabilir mi bu ada, Sosyalizm kaldırılabilir mi bu topraklardan?..

Biz Kıvılcımlı’yız. Kıvılcımlı’nın düşünce oğulları-düşünce kızlarıyız. Önderliğimizle etle tırnak gibiyiz. Bizim Önderlerimiz de ulaşılamaz değil. Hep bizim bir adım önümüzdeler, tıkalı yolları açmak için. O yüzden bu ülkede Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirip halklarımızı nihai kurtuluşa götürme görevi bizim omuzlarımızda.

Venezüella Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği Temsilcisi Raul Yoldaş, “bundan önce görev yaptığım Frankfurt’ta bu kadar kalabalıklarla toplantılar yaptım. Ama hiç birinde bu heyecanı bu coşkuyu görmedim. O yüzden, Türkçeden İspanyolcaya çeviri yapan tercümanımın gitmesinden dolayı çoğu konuşulanı anlamadığım halde konferansın sonuna kadar bekledim” demişti, elçiliğe Konferans sonrası yaptığımız ziyarette.

İşte bu heyecan, Küba’da Devrimi yaptıran…

Che, Camilo, Fidel ve Raul Yoldaşlar bu heyecanlarını, coşkularını, inançlarını ve kararlılıklarını insan sevgisi üzerine oturttukları için başardılar, halkla kaynaştılar. Chavez Yoldaş, bu heyecanını kaybetmediği için ABD’nin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Bu heyecanını halka yansıttığı için kitleler, Chavez ve arkadaşlarının arkasında...

Bu heyecan, bu ülke topraklarında biz Kurtuluş Partililerde...

Heyecanımız; yedisinde de yetmişinde de heyecanını hiçbir zaman kaybetmemiş Hikmet Kıvılcımlı gibi bir Önderimiz olmasından. Heyecanımız; karanlığın en yoğun olduğu günlerde bile bizlere projektör olup yolumuzu aydınlatan bir Önderliğe sahip olmamızdan.

Heyecanımız; Eneski ideoloji partisi olan Halkın Kurtuluş Partisi’nin bayrağının ellerimizde olmasından.

Heyecanımız; bu ülkede devrimi gerçekleştirme görevinin bizim omuzlarımıza yüklenmesinden.

“Devrim Birliktir”. Böyle söylüyor, böyle yazıyor Kübalı Yoldaşlar. Birliği sağlayıp Devrimi gerçekleştireceğiz.

Her birimiz birer ateş küresi olup başaracağız. Başarmak zorundayız.

Çünkü biz Halkız, Haklıyız, Kazanacağız!

 

Ankara’dan

Kurtuluş Partililer

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

15 KASIM 2008 CUMARTESİ

 

Bizi Nâzım’la Che tanıştırdı

GAMZE ERBİL

Eşi Adys Cupull ile birlikte 30 kitabın yaratıcısı olan Kübalı yazar Frolian Gonzalez’in Che Guevara ile ilgili 16 eseri var. Gonzalez, Che ile ilgili çalışmaları sırasında Nâzım Hikmet’i tanıdıklarını anlatıyor.

Bu yıl TÜYAP’ın onur konuklarından biri olarak İstanbul’a gelen Kübalı yazar Frolian Gonzalez, eşi Adys Cupull ile uzun yıllar Che Guevara üzerine çalışmalar yapmış. Gonzalez, başlangıçta Küba’nın ulusal kahramanları Jose Marti ve Julio Antonio Mella ile ilgilendiklerini ancak 80’lerde Bolivya’da diplomatik görev üstlendiği dönemde (1983-87) Che’ye yöneldiklerini anlatıyor. Bundan sonra zorlu bir işe kalkışıyorlar, Che’nin bulunduğu her yeri ziyaret edip izini sürüyorlar. Ormanlar, kamp yerleri, köyler, 10 Ekim 1967’de katledildiği nokta ve sonra Villagrande... Onun temas ettiği tüm noktalardan insanlarla konuşuyorlar, 300’den fazla kişiyle: Eski CIA ajanları, öğretmenler, Che’ye ihanet eden köylüler, askerler...

Bu çalışmaları sırasında, onu anlamak için her bir satırına araştırmacı bir şekilde eğilirken Nâzım Hikmet’in bir dizesiyle karşılaşıyorlar. Bundan sonra Nâzım’ı keşfediyorlar. Küba ziyaretini, Küba dostu olduğunu, sonra Sovyetler Birliği’nde sürgünde ölüşünü öğreniyorlar. Böylelikle Kübalılar, Che sayesinde Nâzım’ı yeniden tanımış oluyor.

Eşiyle birlikte 30 kadar kitap çalışmasına imza atmış olan Gonzalez, bu kitapların 16’sının Che ile ilgili olduğunu belirtiyor. Onlarca dile çevrilmiş olan kitaplardan biri de “CIA, Che’ye karşı” ismiyle Türkçede yayımlandı.

YARAMAZ BİR ÇOCUK

Gonzalez ile, Che’den ve Nâzım’dan konuşuyoruz.

- Siz çok uzun zaman Che üzerine çalıştınız, Che Guevara’yı tarif eden en temel nitelikleri nelerdir diye soracak olsam ne yanıt verirdiniz? Ve bilmediğimiz yönleri üzerine neler söyleyebilirsiniz?

“Evet, Che ile ilgili 16 eser vücuda getirdik bugüne dek. Bolivya’da Che’nin bir anı gibi saklandığını, bir aziz gibi görüldüğünü fark ettik. Ama hayat öyle değil. Che de bir insandı. Büyük, cesur bir insandı. Ama sadece bir insandı. Bu nedenle, çocukluğunu anlamaya çalıştık, gençliğini anlamaya çalıştık. Fark ettik ki, çok yaramaz bir çocukmuş. Bunu bize, çocukken bulunduğu bir dağ köyü olan Alta Gracia’da onunla birlikte olmuş olan kişiler anlattı. Che’yi annesi buraya götürüyor, astımının tedavisine iyi geleceğini düşündükleri için. Astımı tedavi olmuyor ama, Che çok hareketli bir çocukluk geçiriyor. Anlatılanlara göre, köyün zengin ve fakir çocukları arasında köprü olmuş. Bir de Che kişiliğine dair önemli ipuçları içeren bir anısı var.

Evlerinin yanında çok büyük bir ağaç varmış. Bir gün bir arkadaşıyla birlikte bir kediyi ve şapkayı alıp ağaca çıkıyorlar. Bir deney yapacaklar. Kediyi şapkaya bağlayıp aşağıya bırakıyorlar. Tabii kedi dört ayak üzerine düşüyor. Ama kedinin bu özelliğini bilmeyen Che, deneyinin başarıya ulaştığını zannediyor. Daha sonra bir ileriki aşamaya geçiyorlar ve Che’nin kız kardeşi ve bir şemsiyeyle aynı deneyi yapmaya kalkıyorlar. Çevredeki komşular can havliyle ağacın altına gelip onu durdurmaya çalışıyor. Bu arada, deneyin mutlaka yapılmasını isteyen kızkardeş yaygarayı koparıyor. Ancak Che uyarıları dinliyor. Burada Che’nin ‘araştırmacı’ özelliğinin yanında önemli bir başka özelliğini görüyoruz: Bir şey yanlış gittiğinde bunun farkına varma.

Kendini geliştirme yolunda olanlar, bu gelişim sonucunda başkalarına yardım etmek isteyenler söz konusu olduğunda biz diyoruz ki, ‘Evet Che böyle biriydi.’ Bizim için Che kendini başkasının yerine koyabilme, empati anlamına geliyor. Adaletsizliğe karşı savaşmak, kendisini öne çıkarmadan herşeyi kollektivizm içinde çözmek.”

k2

Marksist düşünceyle buluşma

- Che’nin marksizmle tanışması ve komünist oluşuyla ilgili dönemeçler nelerdir?

“Che’nin gençliğinde daha maceraperest bir yapısı vardı. Ancak biz onun marksist düşünceyle çok erken tanıştığını öğrendik. Teyzesinin eşi İspanyol iç savaşında bulunmuş, Arjantinli bir gazeteciymiş. İspanya’dan bir komünist olarak ülkesine dönmüş. Bundan sonra da Che’nin ailesi ile teyzesinin ailesi birleşmişler. Che bu sayede marksist literatürle tanışmış. Bu ilk buluşması. Sonra üniversite öğrenimi sırasında yakın olduğu sınıf arkadaşı önemli: Tita İnfante. Arjantin Komünist Gençlik Birliği üyesi olan İnfante, o dönem çok aktif çalışıyormuş. Che ile yazışmaları var, çok samimi yazışmalar.

Che Latin Amerika’yı gezdiğinde Peru’ya vardığında burada da bağımsızlık hareketini örgütleyen bir doktorla tanışıyor. Komünist olan bu doktordan da çok şey öğreniyor. Guatemala’ya vardığında bu ülkede bir devrimci hazırlık dönemi vardı, ama ne yazık ki bu süreç ABD tarafından sabote edildi. Che büyük yenilgiyi yaşadı. O zaman Latin Amerika halklarının asla ABD’ye direnemeyeceğini düşündü. Ve depresif bir halde Meksika’ya vardı. Orada Raul ve Fidel’le tanıştı. Raul komünist, Fidel ise komünist düşüncelere sahipti. Sıcak bir dostluk kurma imkanları oldu ve Granma’ya doktor olarak katılmaya karar verdi Che. Tabii sonra Sierra Maestra’lardaki ilk komutan oldu.”

- Che’nin Bolivya’ya gidişinde Fidel ile anlaşmazlığa düştüğü yorumları yapılır...

“Fidel Bolivya’ya gitmesini istemiyordu, ona göre daha fazla hazırlık yapılmalıydı. Ama Che’nin kararında iki önemli belirleyen vardı. Bir, kendisinden önce Arjantin’e savaşmaya giden bir grup devrimci öldürülmüştü. Che bu konuda ahlaki sorumluluk hissediyordu, bunun baskısı vardı üzerinde. İkincisi de, 38 yaşına gelmişti ve planladıklarını yapma konusunda geç kalabileceğini düşünüyordu. İşte bu nedenlerle Bolivya’ya gitti.”

Bu Türk şaire âşık olduk

- Che Guevara ile ilgili araştırmalarınız sırasında Nâzım’ı tanımışsınız, nasıl oldu bu?

“Che’nin kızkardeşi Anna Maria Guevara da ‘Che’yi anlamanız için annem hakkında da bilgiler vermeniz gerekir’ diyordu. 1993-94 yıllarında Arjantin’e gittik, orada annesinin arkadaşlarıyla, yeğenleri ve onu tanıyan başkalarıyla görüştük. Bu sayede Che’nin annesiyle yazışmaları dahil çok büyük bir belge ve fotoğraf birikimine ulaştık.

Bir yazışmada, Che’nin annesi onun Küba’nın kurtuluş mücadelesine katılmamasını istediğini yazmış, bir anne gibi onu korumak istemiş: ‘Lütfen bu maceradan uzak dur, Küba senin ülken değil. Evlisin, bir kızın var. Doktorsun, arkeolojiye meraklısın. Tüm bunları arkanda mı bırakacaksın?’ Che buna yanıt olarak yazdığı mektupta ‘anne sana tanımadığın bir şairden bahsedeceğim’ diyerek Nâzım’ın şiirinden bir dize koymuş. Biz de onu daha iyi anlamak için bunu araştırmaya başladık.”

- O zaman Nâzım’ın kim olduğunu bilmiyor muydunuz?

“Hayır kimdir, hangi ülkeden, hiç bir şey bilmiyorduk. Baktık ki, Nâzım Hikmet bir Türk şairi, Selanik’te doğmuş. 63’te Sovyetler Birliği’nde öldüğünü öğrendik. Kitaplarını tanıdık. 1961’de Havana ziyaretini öğrendik, Küba devriminin dostu olduğunu öğrendik. Havana Röportajı’nı okuduk. Ve bu Türk şaire gerçekten aşık olduk. Sonra İtalya’daki dostumuz Maurico Nocera’nın ve eşi Ada Donno’nun Nâzım’ı tanıdığını, Maurico’nun Nâzım hakkında İtalyanca’da yayımlanmış bir kitabı olduğunu gördük.

BİTMEYEN ŞARKI

- Che’nin alıntıladığı dize, Nâzım’ın 11 Kasım 1933 tarihli Karıma Mektup şiirinden ve bugün Türkçe’de yayımlanmış olan Bellekteki Che adlı kitapta da bu mektup var. Mektubun sonunda Che şunu yazıyor: ‘Hayatım tökezleyerek kendi gerçeğimi aramakla geçti ve artık yoldayım, ardımdan gelen bir kızımla bu dönemi kapadım. Bu saatten sonra, ölümümü bir başarısızlık olarak kabul edemem, ancak Hikmet gibi: ‘yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim.’

Evet, Che’nin okuduğu Nâzım kitabı 1951 Arjantin baskısıymış. Bizim Küba’da bastığımız konuyla ilgili kitap da ‘Bitmeyen Şarkı’ ismiyle basıldı. Küba’da yayımladığımız kitap 1997’de Çince’de de yayımlandı. Bu Çince’de yazarı Kübalı olan ilk Che kitabıydı. Çinliler kitabın ismini merak edip sordular, neden bu başlık diye... ve onlar da Nâzım’ın öyküsünü öğrendiler.

Diğer yandan, Küba’da Nâzım’ın bir şiir kitabı basıldı. Önsözünü Küba’nın Ankara Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal yazdı. Kitabın baskısının tükendiğini biliyorum. Ve bir de 2008’de bir film çekildi Nâzım’ın Havana Ziyareti konusunda. Bugün Nâzım Küba için daha tanıdık bir isim.

Ama dediğim gibi, bizim tanışmamız Che sayesindedir.”

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Sevgili Dostlar

Küba Büyükelçiliği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kübalı yazar, aynı zamanda İstanbul Uluslar arası Kitap Fuarının konuğu  Froilan Gonzalez’in katılımıyla yapılacak  olan “21.yüzyılda Che” adlı konferansa davet eder.
Frolian, Ernesto Che Guevara’nın yaşamı hakkında yaptığı tarihi araştırmalarla ünlendi.Onun hakkında onlarca kitap yazdı.Son yirmi yılda Che hakkında yazan  Küba’nın en popüler yazarıdır.CV’si ektedir. 

Konferans Santralistanbul da yapılacaktır.“Alberto Korda’nın Che Portresi Devrimciden İkona”sergisinin olduğu yerdedir.

Her zamanki gibi katılımınızla onurlandıracaksınız.
Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği


Tarih:4 Kasım,Salı 2008
Saat:16:00

Yer:Santralistanbul ,Bilgi Üniversitesi,Kazım Karabekir Cd.No:1

İstanbul
http://www.santralistanbul.org/

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Sevgili Dostlar,

Biz sizi Ankara Mimarlar Odası ,Küba Büyükelçiliği ve Bolivarcı Venezuella Cumhuriyeti Büyükelçiliği tarafından organize edilen “Latin Amerika’nın Bütünleşmesi”konferansına davet ediyoruz.Bu konferans Venezuelalı yazar Luis Britto ve Kübalı yazar Froilan Gonzalez ‘in katılımıyla gerçekleştirilecektir.Ekte onların CV’si yer almaktadır.

Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği

 

Tarih: 6 Kasım ,Perşembe 2008

Saat: 18:00

Yer TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Konur Sk.No:4/3
Kızılay-Ankara

Tel    :   0.312.417 86 65
Faks :   0.312.417 18 04

 

 

ÖZGEÇMİŞ VE ÇALIŞMALAR

 

k1İSİM: Luis Britto García  (KimlikNo. 2115056)

DOĞUM YERİ VE TARİHİ: Caracas, 9 Ekim 1940

EĞITIM VE DERECELER:

Avukat, Venezuela Merkez Üniversitesi, 1962

Hukuk alanında doktora, Venezuela Merkez Üniversitesi, l969

Latin Amerika üzerine Üst Düzey Çalışmalar Diploması, Ecole des Hautes Etudes, Sosyal Bilimler, Paris, 1982.

1988’den bu yana Venezuela Merkez Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimelr Fakültesi Profesörü.

2001 yılında eserler bütününe Venezuela Milli Edebiyat Ödülüne layık örülmüştür. 

 

ADRES: Quinta Luisa, 113-620, Avenida Principal, Urbanización Santa Marta, Karakas 1060 - Venezuela

             

TELEFON: 9914261   FAX: 9910206

 

 

YAYIMLANAN ESERLERİ (düzyazı):

                                                                           

Los fugitivos y otros cuentos. Karakas: Serbest Çağrışım, l964.

Vela de armas (Roman). Montevideo: Arca, l970.

Rajatabla (kısa öykü). Havana: Casa de las Américas, l970; Tb. Karakas: Bárbara Yayınları, l970; Meksika, XXI Yüzyıl, l971/ Cracovia: Wydawnictwo Literackie, 1978/ Bogota: La Oveja Negra Yayınları, 1979 (Col. Grandes Maestros) / Karakas: Ateneo de Caracas Yayınları, l984 / Stokolm: Norden, l984 / Barselona - Karakas: Laia-Alfadil, 1987/ Karakas: Laia-Alfadil 1988 / Karakas: Alfadil 1995/ Bürüksel: Ambo Baarn, 1980. Karakas: Monte Ávila Latin Amerika Yayınları AŞ. 2005. (Amerika Yayınları Ödülü l970).

Abrapalabra (roman) Havana: Casa de las Américas, l980. Tb: Karakas: Monte Avila Yayınları, 1980. Tb: Monte Ávila  Latin Amerika Yayınları. 1994 (merika Yayınları Ronam Ödülü, 1979. Sucre Eyaleti Belediye Meclisi Roman ödülü, 1980).

Me río del mundo. Karakas: Seleven Yayınları, l984; Ikinci basım, 1984; Üçüncü Basım, 1985. Dördüncü Basım, Karakas: Planeta Yayınevi, 1999 (Pedro León Zapata Edebiyat Ödülü, l98l)

La orgía imaginaria o Libro de Utopías (kısa öyküler). Karakas: Monte Ávila Yayınevi, 1984.

Rajapalabra (antoloji) México, Meksika Milli Otonom Üniversitesi, 1994.

Pirata (roman) Karakas-Bogota, Santillana-Alfaguara Yayınevi, 1998.

Golpe de Gracia (komik öyküler), Merida, El otro-el mismo Yayınları, 2001.

Andanada (öyküler). Barselona, Thule Yayınevi, 2005. Milli Kitap Merkezi, Yurtdışında basılmış en iyi kitap ödülü, 2005.

Arca (öyküler). Karakas, Seix Barral Kütüphanesi. 2007.

TİYATRO (sahnelenmiş ve/veya yayımlanmış eserler):

 

Venezuela tuya / Así es la cosa. Karakas, l973. (1971 yılında Rajatabla grubu tarafından sahnelenmiş ilk eserdir ve 1971 Juana Sujo ödülünü almıştır; ikinci gösterin TET grubu tarafından 1974’de sahnelenmiştir.

El Tirano Aguirre o La conquista de El Dorado/ Suena el teléfono.Karakas: Merkez Eyalet Yönetimim Kültür Genel Müdürlüğü, l976. (ilk eserin yönetmenliği Antonio Costante tarafından 1974’te yapılmıştır; metin 1975 yılında Merke Eyalet Tiyatro ödülünü ve 1976 Critven ödülünü almıştır.)

Alicia D, La Barraca Grubu, 1973.

La gula, Los siete pecados capitales epizodu, yönetmen Antonio Constante, 1978.

La misa del esclavo. Buenos Aires: CELCIT, l983 ("Andrés Bello" Latin Amerika Drama ödülü, l980; yönetmen Nicolás Curiel, 1982)

La conquista del espacio, yönetmen Antonio Costante, 1980.

La Nueva Delpiniada, yönetmen Alfredo Cedeño, 1982.

Muñequita linda. Karakas: Edidör Alfredo Cedeño, l985, yönetmen Enrique Porte, 1984.

Mal rollo te parta, yönetmen Antonio Costante, 1984.

Abrapalabra, yönetmen Inés Muñoz Aguirre, 1987.

Mitin de Boca para Orejas,  Yeni Toplum Grubu, Karakas 1989.

Monólogo del Benemérito Juan Vicente Gomez al pie del apamate, sahneye koyan  Rafael Briceño, 1994.

Ama me  fidelitur, yönetmen William Cuao, 1997.

La  opera salsa,  müzik Cheo Reyes, yönetmen Daniel López, koreograf Xiomara Vasconcelos, 1997.

Santos jugando banco; yönetmen Luis Eduardo Acosta, La Asunción, 2004.

 

SOSYAL BİLİMLER VE DİL BİLİMERİ:

 

El presupuesto del Estado: Karakas: Devlet Omdusmanlığı Yayınları, 1968. 

Régimen presupuestario y de control del crédito público: Karakas: Venezuela Merkez Üniversitresi,Sosyal ve Ekonomik Bilimler Fakültesi, 1973.

Ciencia, técnica y dependencia: (Plinio Negreti ile ortak çalışma). Karakas: Salvador de la Plaza Yayınevi, l974.

El llano. Christian Belpaire’nin fotoğrafları ile. Karakas: editör Oscar Todtman, l986. Dizgi-düzen Álvaro Sotillo. Dünyanın en güzel kitabı yarışması ödülü, Leipzig 1987.

Mascara del poder: del Gendarme Necesario al Demócrata Necesario: Karakas: Alfadil Yayınları, l988. (Venezuela Merkez Üniversitesi Akademisyenler Birliği Sosyal Bilimler Araştırma ödülü, l988)

El poder sin la máscara: de la Concertación Populista a la Explosión Social: Karakas: Alfadil/ Tropicos, l989.( Venezuela Merkez Üniversitesi Akademisyenler Birliği Sosyal Bilimler Araştırma ödülü, l988. Belediye Edebiyat  ödülü, makale mansiyonu, l990)

El Imperio Contracultural: del Rock a la Postmodernida): Karakas: Nueva Sociedad Yayınevi, l99l. Ikinci basım, 1994. Üçüncü basım, 1996. Tb: Havana, Arte y Literatura Yayınları, 2005.

DF. KaraKas, Ex Libris Yayınları , l99l.

Bombero: Karakas, Merkez Eyalet Valiliği, 1998.

Todo el mundo es Venezuel): Miranda Eyaleti Yasama Meclisi Yayın Fonu, Karakas 1998.

Demonios del mar: piratas y corsarios en Venezuela 1528-1727: Karakas: Venezuela 500 Yıl Vakfı, 1999 (Belediye Edebiyat ödülü,Tarih Araştırması dalında mansiyon 1999).

Elogio del panfleto y de los géneros malditos. Merida, Libro de Arena Yayınevi, 2000.

Las cadenas jurídicas de la globalización(Fermín Toro Jiménez işbirliği ile) Orijinal Yayınevi, Maracaibo, 2000.

Conciencia de América Latina: intelectuales, medios de comunicación y poder . Karakas, Nueva Sociedad Yayınevi, 2001; Havana, Sosyal Bilimler Yayınları, 2003.

Las artes de narrar: apuntes sobre la escritura de ficción: Ipasme, Karakas, 2001. Tb. Ipasme, Karakas 2005.

Señores del Caribe: indígenas, conquistadores y piratas en el mar colonial: Tradiciones Caraqueñas Fonu Yayınları, Karakas, 2001.

El contragolpe del humor: Augusto Hernández, Roberto Hernández Montoya ve Roberto Malaver işbirliği ile. Milli Basımevi, Karakas 2003.

País de petróleo, pueblo de oro. Fundarte, Karakas, 2003.

Para comprender y querer a Venezuela: Venezuela Kütüphanesi, Karakas, 2004.

La ciencia: fundamento y método: Venezuela Kütüphanesi, Karakas, 2005.

Venezuela: investigación de unos medios por encima de toda sospecha.  Karakas, VTV,2003. Tb. Hiru Yayınları, 2003, tekrar basım 2004. Tb. Le Monde Diplomatique, Buenos Aires 2004.Tb. Question, Karakas, 2003, y 2004. Ensayo Ezequiel Martínez Estrada Ödülü. 2005. Tb. Havana, Amerika Evi, 2005. Tb. Enformacığon Bakanlığı, Karakas 2006.

Los medios contra el árbitro electoral. Karakas, Enformasyon Bakanlığı, 2005.

Por los signos de los signos: Monte Ávila Latin Amerika Yayınları, Karakas, 2006. Edebiyat araştırmaları Belediye ödülü, Karakas 2006.

América Nuestra: Integración y Revolución. Karakas, José Martí Bizim Amerika Yayınları, 2007.

Letras de El Dorado: Historia de la literatura venezolana. Venezuela çoklu ansiklopedisi, 6. Cilt.  Planeta Yayınları, 2007.

 

SİNEMATOGTAFİK SENARYOLARI:

 

Muerte en el Paraíso. Karakas: Fundarte, 1985. (Michel Katz tatarfından l978’de filme alındı, uzun metrajlı)

Carpion Milagrero. (Michel Katz tatarfından l983’de filme alındı, uzun metrajlı)

El Imperio de los piratas: (6 bölümlük bir belgesel serisi, senaryo Luıs Brıtto’nun tarihi  imaj seçimi, yönetmen Miguel Ángel Tisera, prodüksiton Televisión de Actualidad, Karakas 2003)

 

ÇİZİMLER:

 

Racha (Resimler). Karakas: Rocinante yayınları, 1970.

La Pava Macha, El Gallo Pelón, Clarín, El Infarto, Coromotico, La Sápara Panda, El Sádico Ilustrado, çalışmaları yayımcısı.

Rajatabla, Me río del mundo, Elogio del Panfleto y de los géneros malditos, Golpe de gracia,  Concierto subterráneo, El caso de la araña de cinco patas y Confesiones, invenciones y malas intenciones, adlı kitaplarının ilk basımlarının resim  tasarımcısı. 

 

 

ULUSLARARASI ANTOLOJİ ÇALIŞMALARI:

 

Die Horen: Lateinamerikanische Literatur im Kampf und im Exil, Hannover, yaz, 1980.

Peter Schulze-Kraft: Die Nacht, in der die Hütten leer blieben, Erzählungen aus der Karibik, Eichborn Verlag, Frankfurt am Main, 1981.

Bernard Goorden y A.E. Van Vogt:: Die Venus narbe; Die besten SF-Erz[ahlungen aus Sudamerica; Wilhelm Eine Verlag, Munich, 1982.

Jurgen Walter: Hoffnung in der Hölle, Lateinamerikanische Skissen; Konter-Verlag, Nuremberg 1982.

Benezyelskaia Razjazia,  Narodna Cultura, Sofia 1983.

Ángel Flores: Narrativa Hispanoamericana 1816-1981; Historia y Antología; XXI Yüzyıl yayınları. Meksika 1983.

Suvremenih Venezuelanskih Pripovjedaca; Svjetlost, oour izdavcka Djelatnosto, Sarajevo 1985.

Seymour Menton: El cuento hispanoamericano; Ekonomik Kültür Fonu, Meksika,1986.

José Antonio Friedl Zapata: Ein neuer Name, ein fremdes Gesicht; Luchterhand Verlag, Darmstad 1987.

Jean Francois-Foguel y Daniel Rondeau: ¿Pourquoi-ecrivez-vous?; Livre Poche-Libération, Librairie Générale Francaise pour les bibliographies, París, 1988.

Slovník Spisovatelu Latinské Ameriky; Nakladatelství Libri, Praga, 1996.

Lauro Zavala: Cuentos vertiginosos; Alfaguara yayınları, Meksika, 2000.

José Díaz: Ojos de aguja: antología de microcuentos:. Barcelona Edebiyat yayınları, 2000.

María Cinta Aparisi, José A. Blanco, Marcie D. Rinda: Revista¸Vista Higher Learning, Boston, Massachussets, 2007.

 

GAZETECİLİK YAYINLARI:

 

VENEZUELA YAYINLARI: El Nacional, El Globo, Ultimas Noticias ve Diario Vea Gazetelerinde köşe yazarlığı. El Nacional, Clarín, El Diario de Caracas, Últimas Noticias ve Diario Vea Gazeteleri eklerinde yazılar.

Mizah Yayınları: La Pava Macha, El Infarto, La Sapara Panda, Coromotico, El Gallo Pelón ve El Sádico Ilustrado.

Kültütel Dergiler: Extramuros, El Falso Cuaderno, Imagen, Encuadre, Escena, Letras Nuevas, Rocinante, Uno y Multiple, Lamigal, Clave, Actual, Papeles, Nueva Sociedad, Ko-Eyu.

YABANCI YAYINLAR: Casa de las Américas (Küba), El Cuento (Meksika), Crisis (Arjantin), Eros (Meksika) Cambio (Meksika) Nicarahuac (Nikaragua) Ides et Autres (Belçika) Araucaria (Şili-Ispanya) Bicephale (Fransa) Le Monde (Fransa) South Quaterly Review.(Amerika Birleşik Devletleri).

 

 

ADLİ BİLİMLER ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR:

 

Procedimiento de Reclamación de las Acreencias contra el Fisco Nacional no prescritas y no previstas en el Presupuesto vigente para la fecha de su causación, Control Fiscal y Tecnificación Administrativa, (CFTA) Dergisi, temmuz-ağustos-eylül l966, N. 4l

Autonomía Funcional de la Contraloría General de la República, CFTA Dergisi, nisan-mayıs-haziran l967, N. 44.

El Control de la Ejecución del Presupuesto del Estado en el Derecho Positivo Venezolano, nisan-mayıs-haziran l967, N. 44.

El Régimen Constitucional de los Contratos de Interés Público, CFTA Dergisi, eylül-ekim-kasım l968. N. 50.

El Régimen de Nombramiento y Remoción del Sub-Contralor de la República, CFTA Dergisi, kasım-aralık l968, N.51.

El Comisionado para la vigilancia de la Administración Pública en el Derecho comparado y en el sistema venezolano, CFTA Dergisi, eylül-ekim l969, N. 54.

Dictámenes de la Consultoría Jurídica de la Contraloría General de la República, l938-l963; Devlet Ombusmanlığı Yayınları, Kasım l968. (Silvestre Ortiz Bucarán y Eduardo Arroyo Talavera ile ortak çalışma)

"La Hacienda Pública de los Estados y Municipios y su Control", Revista CFTA, Número Especial dedicado a la I Convención Nacional de Entidades Fiscalizadoras, Caracas, l97l.

"El Nuevo Sistema Presupuestario Venezolano" Revista CFTA, l972.

Dictámenes de la Consultoría Jurídica de la Contraloría General de la República, l968-l977; Ediciones de la  Contraloría General de la República, l977 (Compilación de doctrina administrativa)

Proposiciones para la Coordinación de los Estudios sobre América Latina, Simon Bolivar Üniversitesi, Latin Amerika Üst Düzey Çalışmaları 2. Sempozyumu’nda yapılan sunum, Mayıs 1980.

         

 ÜSTLENİLEN GÖREVLER:

   

l962 Ağustos - l965 Nisanı arasında avukatlık mesleği.

1 Mayıs 1965 – 17 Şubat 1978 arasında Venezuela Devlet Ombuslanlığı, Adli Departmanında avaukatlık, Departman Şefi olarak ayrılmıştır.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmalarında ‘‘Siyasi Düşünce Tarihi’’ ders hocası. Bu görevi 1964 yılı ile 1965 Kasım arasında yapmıştır.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmalarında ‘‘Siyasi Düşünce Tarihi’’ yardımcı ders hocası. Bu göreve 1967 yılında Venezuela Merkez Üniversitesi Konsayi tarafından getirilmiştir. 

Hukuk alanınfa Doktor. Devlet Bütçesi adlı tezi, Venezuela Merkez Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 1969 yılı nisan ayında onur ödülüne layık görülmüştür

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmalarında  "Sosyal Bilimelrde Araştırms Metodolojisi" ders hocası 1970 akademik Yılı süresince.

"Venezuela Bütçe Sistemi” ders hocası, Hazine Bakanlığı, Milli Hazine Okulu, l97O.

Milli Hazine Hocası, devlet Ombusmalığı Okulu, l970 - l977.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü, Mastır Çalışmaları Merkezi  "Venezuela Bütçe Sistemi" ders hocası, l972 - l973.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü tarafından 1973 yılında Bütçe Rejimi ve Halk Kredileri adlı tazinin onur ödülü almasının ardından,  Destek Hoca Statüsü. 1973. 

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmalarında ‘‘Siyasi Düşünce Tarihi’’ Bölüm Başkanı. l973.

1976 Akademik yılı birimci sömestri Uluslarrası Çalışmalar Kurulu Üyeliği.

"Rómulo Gallegos" Latin Amerika Çalışmaları Drama Atölyesi Müdürü. l976.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları Profesör 17 Şubat  l978.

"Siyaste Giriş" Profesörü, Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları, l978 1. Dönem.

"Mahali Finans" Profesörü  Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları, l978 2. Dönem.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları Restorasyon Komisyonu Üyeliği.  

Mezunlar için Çalışma Komisyonu Üyeliği. 1978 2. Dönem.

"Özel Hukuka Giriş" Profesörü 1. Dönem 1979.

Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları yardımcı Profesör Kültür Manipulasonu çalışmasına onur ödülü. 15 ocak 1980. 

"Kültür Teorisi" Insani Bililer Fakültesi Sanat Okulu Profesörü,  l980, 2. Dönem.

“Doğu Avrupa” Semineri Profesörü,  Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları 1978-1982.

"Latin Amerika" Semineri Profesörü,  Venezuela Merkez Üniversitesi, Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Uluslararası Çalışmaları,l982 2. Dönem.

Venezuela Merkez Üniversitesi Insan Hakları Komisyonu Koordinatörü l986 - 1987.

Venezuela Merkez Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Profesör Doktor titrine Kolluk Kuvetinden Demokrata adlı çalışmasıyla ulaştı. 17 Aralık 1987.

Venezuela Merkez Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Bilimler Bölümü Kurulu Üyeliği l99l - 1993.

1 Şubat 1991 Venezuela Merkez Üniversitesinden emekli Profesör Doktor.

Armando Reverón Plastik Sanatlar Yüksek Okulu Araştırmacısı, VenezueIa sanatları entegrasyon çalışmaları sorumluusu. 1 Ekim 1991 – 1 Ekim 1992.

“XVII yy’da Venezuela’da Korsancılık” adlı çalışmasıyla Francisco Herrera Luque Fonu 1994 ocak ve aralık Tarih Araştırmaları yarışması Birincisi. 

Ayacucho Kütüphanesi Yönetim Kurulu Üyesi, 2004.

Monte Ávila Yayınları Başkan Yardımcısı. 2004.     

2007, Anayasal Reform Başkanlık nKomisyonu Üyeliği.

 

 

Froilán González García

ÖZGEÇMİŞ:

Yazarın adı soyadı: Froilán González García.

Doğum tarihi: 13 Mart 1943

Doğum yeri: Puerto Padre; Las Tunas

Havana Üniversitesi Hukuki Bilimler Fakültesinden mezun oldu.

Küba Üniversitelerinde farklı alanlarda lisans üstü eğitim almış ve Küba, Bolivya ve Meksika Sosyal Bilimler Latin Amerika Fakültesinde farklı kurslara katılmıştır. 

Ayrıca, aşağıdaki kurumların üyesidir:

Küba Yazarlar ve Sanatçılar Birlği,

Jose Marti Kültür Topluluğu,

Küba Gazeteciler Birliği,

Küba Tarihçiler Birliği,

Küba Devrimi Savaşçıları Derneği,

Devrim Müzesi Tarih Danışmanları Komisyonu Derneği,

Meksika Ulusu Genel Arşivi ve Italya E. Sviluppo İşbirliği Enstitüsü Araştırmacısı,

Peru, Cuzco Quechua Dili Akademisi Onur üyesidir.

Farklı yazılı ve dijital basın yayın organları, radyo ve televizyonlar, aynı şekilde Küba’da ve diğer ülkelerdeki birçok farklı siyasi, kültürel ve eğitim kurumları için makaleler, röportajlar, eleştiriler yazmıştır. 

Yazılı eserleri:

Küba, Bolivya, Arjantin, Uruguay, Şili, Venezüella, Ekvator, Peru, Meksika, Panama, Guetamala, Honduras ve aralarında İspanya, İtalya, Fransa, Belçika, Rusya, Macaristan, Almanya gibi ülkelerin yer aldığı birçok farklı Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Japonya ve Çin Halk Cumhuriyetinde gerçekleştirdiği araştırmaların birer meyvesi olarak ortaya çıkan 30’u aşkın kitabın, eşi Adys Cupull Reyes’le ortak yazarıdır.

Kitapları, başta Ernesto Che Guevara olmak üzere, Julio Antonio Mella, Mariana Grajales; Jose Marti; Celia de la Serna Llosa, Tina Modotti ve Nesto Baguer gibi tarihi kişilerin eserleri ver hayatını konu almaktadır.

Küba’da ve 30’u aşkın Avrupa, Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerindeki Kültürel Kurumlarda ve Merkezlerde, Üniversitelerde konferanslar vermiştir.

Eserlerinin birçoğu, İngilizce, Fransızca, Çince, Almanca, Hollandaca, İtalyanca, Portekizce, Türkçe, Rusça ve Yunancaya çevrilmiştir.

Latin Amerika’da, Arjantin, Ekvador, Uurguay, Meksika, Bolivya, Kolombiya ve Venezüella’da, aynı zamanda; İspanya, Portekiz, Almanya, Belçika, İtalya, Yunanistan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye’de eserleri yayınlanmıştır.

Birçok belgeselin tarih danışmanlığını yapmıştır. “Havana Kordon Boyundan Gizemler”, “Roma’ya giden Che”, “Gastone Sois’e şarkılar” ve “Parana’nın bir evladı” gibi belgesellerin koprodüktörü ve direktörüdür.

Julio Antonio Mella ve Jose Marti’nin mevcudiyetiyle ilgili araştırma yaptığı Meksika’da 1974 – 1980 yılları arasında diplomatlık yapmış ve 1983 – 1987 yılları arasında ise Küba’nın Bolivya Konsolosluğu görevini üstlenmiştir, ayrıca Kumandan  Ernesto Che Guevara ve adamlarının önemli bir mücadele gerçekleştirdikleri ormanları gezmiştir.

Araştırmalarının bir sonucu olarak, Che’nin Bolivya Günlüğü kitabının yeni basımı hazırlanmıştır.

Kitapları arasında:

Küba Bilimler Akademisi Eleştiri Ödülünü kazanan “Che karşıtı CIA” adlı eseri 5 kez yayınlanmıştır.

"Ñacahuasú’dan la Higuera’ya" adlı eseri, Hispanik Fiil Çekimleri Enstitüsü tarafından, Bolivya’da konuşulan dili anlamak üzere en önemli 10 eserden biri olarak sınıflandırılmıştır. Bu kitap, ülkenin kültürüne büyük bir destek olarak değerlendirilmektedir. İnsanlığın Büyük Macerası adlı programda eserin 60 bölümü Küba radyosunda sunulmuştur ve kitabın bazı pasajları Pekin’deki bir tiyatro eserinde kullanılmıştır. İsviçreli sinemacı Richard Dindo’nun sinema eserinin senaryosunu oluşturmuştur. 5 kez yayınlanmıştır. 4. yayımının tanıtımı, Che’nin Öldürülüşünün 40. Yılı vesilesiyle La Higuera’da gerçekleştirilmiştir.

“Sıcak mevcudiyet”, Küba dışında, İtalya’da, Arjantin’de, Uruguay’da, Ekvador’da ve Çin Halk Cumhuriyetinde yayınlanmıştır. “İzler” isimli radyo programında gösterilmiştir.

“Artan Acı” eseri, İspanya, Zaragoza Kitap Merkezi tarafından, Soy Biyografisinin en önemlileri arasında yerini almıştır.

“Julio Antonio Mella ve Tina Modott Faşizme karşı”, Faşizmin yıkılışının 60. yıldönümünü anmak üzere seçilerek, İtalyancaya çevrilmiştir. İtalya’nın 23 ve İspanya’nın birçok şehrinde tanıtımı gerçekleştirilmiştir.

Kumandan Ernesto Guevara hakkındaki “Yarı kalmış bir şarkı” adlı eseri, Küba’lı eserler arasında ilk kez Çince’ye çevrilen kitap olmuştur. Aynı kitabın başlığı, Che’nin annesine yazdığı bir mektupta kaleme aldığı üzere Büyük Türk şairi Nazım Hikmet’in dizelerindendir. İspanya ve Arjantin’de de yayınlanmıştır.

Küba’da olduğu kadar Arjantin, Portekiz, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa ve İtalya’daki birçok farklı siyasi ve kültürel kurumlar tarafından onurlandırılmıştır:

“Mariana, Küba ruhunun kökeni”. Sinemaya uyarlanmıştır.

“Julio Antonio Mella’daki Orta Amerika”. Küba’da ve Meksika’da yayınlanmıştır.

“Julio Antonio Mella ve Meksika”. Meksika’da yayınlanmıştır.

“Zamanı gelinceye dek”.

“Kin ve nefret olmaksızın”. İspanya’da yayınlanmıştır.

“Benim kalbim işte böyle”.

“Meksikalıların içindeki Julio Antonio Mella”. Meksika ve Küba’da yayınlanmıştır.

“Ateşin ortasında”. Meksika ve Küba’da yayınlamıştır.

“Havana Kordon Boyundan Gizemler”. Küba ve İtalya’da yayınlanmıştır. İtalya, İspanya, Arjantin, Meksika, Honduras ve Guatemala’da gösterilen bir belgesele uyarlanmıştır. İtalya’nın Chiavari kentinde düzenlenen Festivalde birçok ödüle layık görülmüştür.

Yukarıda bahsettiğimiz eserlerinin haricinde Che hakkındaki kitapları:

“Yaşayan ve aramızdaki Ernesto”.

“İçimizdeki Che”.

“Kalabalıklar arasındaki Che”. Almancaya çevrilmiştir.

“Rocinante’nin süvarileri”. İspanya’da yayınlanmıştır.

“Kızgın bir adam”. İngilizceye çevrilmiştir.

“Dünya yurttaşı”. Portekizce ve İtalyancaya çevrilmiştir.

“Ahlak Devi”.

“Che’nin içindeki Jose Marti”, İtalyancaya çevrilmiştir.

“Devrim Aşkı”. İspanya’da yayınlanmıştır.

“Derin Anılar”. Arjantin’de yayınlanmıştır.

“Güneye bakarak”. İtalyancaya çevrilmiştir.

“La Higuera’daki vahşeti unutmaksızın”, Arjantin, Ekvator ve Çin Halk Cumhuriyetinde yayınlanmıştır.

Ayrıca, Türk yayınevi “Yar Yayinlari”, “Che’ye karşı CIA” başlıklı kitabını yayınlamıştır.

 

 

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

     15 Mart 2008 tarihinde Ankara'da, Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez AbascalVenezülla  Maslahatgüzarı Raul Betancourt Seeland ve Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut tarafından verilen Konferans, Derleniş Yayınları tarafından kitaplaştırıldı:

 

Active Image

 

Latin Amerika'dan Türkiye’ye 

Devrimci Kavga

ÇIKTI!

 

 

-*--*--*--*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

a

 

 

 

 

a

 

 

 

 

 

 

 

a

BİNLERCE KÜBALIKübalılar ulusal kahramanlarını anıyor
Havana, 28 Ekim (Prensa Latina) Binlerce Kübalı, Salı günü ölümünün 49. yıldönümünde Devrim Kumandanı Camilo Cienfuegos’a şükranlarını sundu.
Camilo, 28 Ekim 1959’da, yerel saatle 18:05’de Küba’nın doğusundaki Camaguey şehrinden Havana’ya gitmek için Cessna tipi bir uçakla yola çıktı fakat bu uçak başkente hiçbir zaman ulaşamadı.

Kübalı resmi görevlilerin takip eden günlerde “Öncü Birliklerin Lideri” diye bilinen Camilo’yu bulmak için yaptıkları aramalar başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

O zamandan beri, Kübalı erkekler, kadınlar ve çocuklar, adanın her tarafında denizlere ve ırmaklara Camilo’nun ölümünün anısına çiçekler bırakıyor.

6 Şubat 1932’de Havana’da doğan Camilo Cienfuegos, Küba Devrimi’nin silahlı kolu olan Küba İsyan Ordusu’nun kurucularından biriydi ve Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca ana kumandanlardan biriydi.

Camilo’ya 1958’de Küba’nın batısını ele geçirme görevi verilmişti ve kendisi Antonio Maceo İkinci Saldırı Kolu’nun başına atanmıştı.
Camilo, saldırı esnasında Yaguajay köyünü ve merkezi Las Villas eyaletini ele geçirdi ve bu saldırıda Fulgencio Batista diktatörlüğünün askeri kuvvetlerine karşı gösterdiği liderlik özelliğiyle Küba tarihine Yaguajay Kahramanı olarak geçti.

 

Cumhuriyet 29.07.2008

Güney Amerika Ülkeleri Birliği Bölge İçin Bir Umut (mu?)

ARMAĞAN GÖZKAMAN *

23 Mayıs Cuma günü, on iki Güney Amerika ülkesi tarafından Güney Amerika Ülkeleri Birliği (GAÜB) Antlaşması imzalandı. Arjantin, Brezilya, Bolivya, Ekvador, Guyana, Kolombiya, Paraguay, Peru, Surinam, Şili, Uruguay ve Venezüella’nın taraf olduğu antlaşmanın, bölgesel bütünleşme yönünde önemli hedefleri var: Siyasi ve diplomatik alanlarda koordinasyon sağlayarak uluslararası prestiji arttırmak; üye ülkeler arasında yeni bir ticaret alanı inşa etmek; ulaştırma, enerji ve haberleşme alanlarında bölgesel altyapı projeleri oluşturmak; ticari ve mali alanlardaki kaynak kullanımını daha etkili kılmak.

GAÜB devlet başkanları yılda bir kez toplanarak birliğin siyasi eğilimlerini belirlemeyi amaçlıyorlar. Dışişleri bakanlarının altı ayda bir yapacakları toplantılarda ise idari kararlar alınacak. Genel sekreterlik makamının, Ekvador Cumhuriyeti’nin başkentinde yer almasına karar verildi. 12 üyeli özel bir komisyon, 2005 yılından beri GAÜB’ün bütünleşme sürecinde faydalı olacak önerilerin değerlendirilmesi görevini üstlenmiş durumda. Oluşturulması düşünülen ortak pazarın, 2019 yılında tamamlanması öngörülüyor. Ancak, emeğin serbest dolaşımı ile ilgili bir düzenleme mevcut değil. Bir buçuk yıl önce, 90 güne kadar olan turistik ziyaretler için vize uygulamasına son verilerek, kişilerin serbest dolaşımına yönelik bir adım atıldı.

GAÜB süreci, 2004’te Güney Amerika Ülkeleri Topluluğu’nu oluşturan Cuzco Beyannamesi’nin imzalanmasıyla başladı. Birlik, 17.6 milyon kilometrekarelik zengin su ve yeraltı kaynaklarına sahip bir bölgede yaşayan 390 milyon kişiyi kapsıyor. Üye ülkelere bakıldığında, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile And Ülkeleri Topluluğu’nun birleşimine 3 bölge ülkesinin eklenmesi şeklinde bir tablo görülmekte.

Brezilya, birliğin en hararetli destekçisi olarak göze çarpıyor. Bu durum, çok şaşırtıcı değil: Nüfus ve ekonomik veriler dikkate alındığında, bu bölgesel bütünleşme hareketinden daha fazla fayda görecek bir ülke yok. Bununla birlikte, Brezilya’nın bölgesel liderliğini güçlendirmek için kıtasında istikrar gerektiğinin altını çizen resmi açıklamalar da son derece anlamlı. Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva’nın açıkça ifade ettiği bir diğer temenni de, ekonomik bütünleşmenin ötesine geçen, çatışmaların önlenmesinde birincil rol oynayacak bir birlik oluşturulması ve bu sayede Güney Amerika’ya dış müdahalelerin önlenmesine ilişkin. Bir diğer ifadeyle, Birlik üyesi on iki ülke, kendi sorunlarını çözme yeterliliğine sahip olmalılar. Lula da Silva’nın “Güney Amerika Savunma Konseyi” kurulmasına ilişkin önerisi de tamamen aynı doğrultuda yer alıyor. Söz konusu konsey, savunma politikalarının birbirlerine eklemlenmesini sağlayacak bir yapı oluşturulması fikrine dayanmakta. Ancak, bu konuda tüm üye ülkeler aynı fikre sahip değil. Venezüella Devlet Başkanı Chavez, “bir numaralı düşman” olan ABD’ye karşı Güney Amerika’nın NATO’su olarak değerlendirilebilecek bir askeri ittifak isterken, Uruguay ve özellikle Kolombiya’dan itirazlar yükseliyor.

Üyeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ekonomi ve güvenlik alanlarında bütünleşmeye gidilemedi. Güney Amerika Gümrük Birliği (Mercosur) ve And Topluluğu ile birleştirilmesi fikri reddedildi. GAÜB içerisinde Bolivya ve Venezüella gibi serbest piyasa ekonomisine karşı olan ülkelerle Kolombiya ve Şili gibi ABD’ye yakın ülkelerin varlığı önemli bir sorun. Kolombiya’nın Venezüella ve Ekvador Cumhuriyeti ile ilişkileri, Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri örgütüne verdikleri destekten ötürü uzun süredir olumsuz seyrediyor. Bu nedenle, Kolombiya, GAÜB’ün ilk başkanlık teklifini reddetti. Bir diğer ret de, Ekvador’un eski başkanı Rodrigo Borja’dan geldi. Borja, kendisine önerilen genel sekreterlik makamını “karar alma yetkisinin güçsüzlüğünden ötürü” kabul etmedi.

GAÜB’ün amaçları, iç çatışmaların yer aldığı, güçsüz siyasi kurumlar ve yozlaşmayla dikkat çeken ve dünyanın en büyük gelir uçurumunun gözlemlendiği bir bölge için çok ihtiraslı görünüyor. Bölgedeki çatışmalar, uzun bir geçmişe ve karmaşık bir yapıya sahip. Bazı üye ülkeler arasında sınır sorunları mevcut. Mercosur ve And Ülkeleri Topluluğu içinde gümrük tarifeleri konusunda çeşitli anlaşmazlıkların varlığı da sorun teşkil eder nitelikte.

Ama yine de belirli bir oranda iyimser olmak mümkün. Bölge ülkeleri, birçok alanda ortak çıkarlara sahip. Ortak altyapı projeleri ve özellikle bölge ülkelerinin ekonomik istikrara ulaşma çabalarında bütünleşme hareketinin inkâr edilemez bir katkı sağlayacak olması göz ardı edilmemeli. GAÜB’ün mevcut yapısına yönelik haklı eleştiriler var, ama bu projenin özüne karşı çıkmak çok zor. Süreç içerisinde, önemli ilerlemeler sağlanabilir.

* İTÜ Sosyal Bilimler Araştırma Görevlisi